Hesap verme ahlakı 2

11 Mayıs 2016 tarihli Başyazı

Hesap verme ahlakı 2

Bir makam bir iddiada bulunuyorsa iddiasını dillendirmeden önce iki hususta kesin bir açıklama yapmalıdır. Bu iki husus izahında bir mutabakata bağlanana kadar iddiasını dillendirmemelidir.

Birinci izah: İddia makamı meşru mu? Ben kimim ve ne hakla bu bunu iddia ediyorum? İddia makamı meşru olmalıdır, meşru olma mecburiyeti kişilerle ilgili değil, makamlarla ilgilidir. Bir evde annelik makamı vardır ve o evin hanımı bir iddia ya da talep ortaya atıyorsa ona bu hakkı veren anne olmasıdır. Kimin kızı olduğu, yaşı, statüsü, sahip olduğu serveti, zayıf tarafları ya da güçlü taraflarının bir önemi yoktur makamı yeterlidir. Eşine karşı da bir iddia ya da talep dile getirebilir ancak bu sefer aynı kişi, başka bir makamından yani eş olmaktan gelen hakla meşrulaşır.

İkinci izah: İddia makamı iddia konusuna hâkim mi? Yani bir anne evladı üzerinde annelikten gelen meşru tasarruf hakkını kullanırken talep ya da iddiasının konusu hakkında yeteri kadar bilgili mi? “Ben evladımın aşı olmasını kabul etmiyorum” diyen bir anne meşru makamından gayrimeşru olur mu sorusu annenin aşı ve hastalıklar konusuna hâkim olup olmadığına göre değişir. Bu hâkimiyetin çevresi ise cumhuru ulemanın ittifak ettiği çerçeve içinde değerlendirilir.

Devlet idaresi ile annenin evladı üzerindeki tasarrufu bağlantısı Sühreverdi ve Bin Nebi’den alınmıştır.

Accountability yani hesap verebilme ahlakını bu iki kuralla başlatıyor İslam’da devlet felsefesi. “Sen kimsin ve ne hakla iddia ediyorsun ve iddia ettiğin konuya hâkim misin?” Önce bunları izah edeceksin sonra iddiayı, teklifi ya da talebi kamuoyuna açacaksın diyor.

İbni Havkal ise şöyle bir yorum getiriyor:

“Arasında sabit terazilere ve cetvellere karar vermemiş (ahide bağlamamış) ve cumhuru ulemanın tam ittifak ile belirlediği çerçeve değerlere sadık olmayanlar anlaşamazlar ve hesap veremezler. Hesap verilmeyen toplumlarda haklı ve haksız arasında fark bulanık kalacağı için tekâmül gerçekleşmeyecektir.”

İbni Havkal terazi ve cetvel vurgusunda neyle ölçtüğünüz konusunda bir sabitimiz olmasına dikkat çekiyor. Bir şeyin iyi mi kötümü, siyah mı beyaz mı olduğuna karar verirken bütün tarafların aynı sabiti kabul etmesi gerektiğinin altını çiziyor. Sabitsiz insanlar ihtilafından bir sonuç ve adalet çıkmaz çünkü haklılık ve haksızlık meselesi sürekli kime göre, neye göre girdabında dönüp duracaktır…

Erem Şentürk


“Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 
 
Gönder
Facebook'da Beğen