Hesap verme ahlakı -1-

10 Mayıs 2016 tarihli Başyazı

Hesap verme ahlakı -1-

Geçtiğimiz pazar günü Haber Türk kanalında, Ayşe Böhürler’in sunduğu “Kelebek Etkisi” programında Alev Alatlı, "Accountability" konusunu gündeme getirdi. Alev Alatlı’dan ve Ayşe Böhürler’den Allah razı olsun diyelim önce. “O bunu dedi, bu da şunu dedi” diye diye memleketin üzerine kurumsal dedikodu yağdıran TV kanallarının şuura dair böyle hizmet vermeleri bir marifettir ve iltifat edilmelidir.

Accountability yani doğrudan çeviriyle hesap verebilir olmak, önemli bir eşikte olan Türkiye için büyük ihtiyaç. Herkesin bu işin ucundan tutup yaygınlaşmasını sağlaması lazım.
Hesap verebilirlik olarak tarif edilen accountability aslında hesap verme mecburiyetidir. Accountability İngilizce hesap anlamında olan account kelimesinden türemiş aslında bir kural değil bir ahlaktır.

Herkesin yaptığı, iddia ya da vadettiği işler hakkında hesap vereceğinin farkında olması, hesap vermeye hatta izah etmeye hazır olması gerekiyor. Mühendislikten, tıbba, hukuktan sanata kadar her bölümde önce bu öğretilmeli. Öğretilmesi yetmez hesap talep eden bir kamu şuuru meydana gelmeli. Çünkü hesap soracak bir kamuoyu yoksa hesap vermeye hazırlanmaya da gerek yoktur, çünkü kimse size bir şey sormayacak ki...

Milletvekillerini düşünelim mesela... Bir milletvekiline hesap sorabiliyor muyuz? Hayır çünkü ne yapması gerektiği belli değil ki. Bir çerçevesi ve sorumluluk alanı yok ki... “Şunu yapmalıydın, şu zaman içinde yapmalıydın ve şu kadar yapmalıydın. Hadi gel hesap ver bana” diyebileceğimiz bir sistem yok.

Bu hesapsız/sorumsuz ahlak anlayışı sadece siyaset için geçerli değil. Memleketin tamamı böyle. Evler de böyle. Ben bir babayım ama eşim ve çocuğuma karşı hesap vermem gereken bir ahlaka sahip değilim. Nedir çünkü babalığın çerçevesi, ne yapmam gerekiyor, ne kadar yapmam gerekiyor belli değil ki. Bunu benim bilmediğim gibi oğlum ve eşimde bilmiyor. Bu sorun olmadığı, aksamadığı anlamına gelmiyor accountability denilen ahlaka sahip olmadığımız için rastgele yaşıyoruz, sorun çıkınca kavga ediyoruz ve bunun adı geçimsizlik oluyor.

Niye yaptın bunu? Bu kararı neden aldın? Senin bu yaptığın hamlenin bana ne faydası var? Bununla da bitmiyor accountability meselesi. Daha hamleyi yapmadan planlanan hamlenin hesabını vermek, haritasını çizmek demek. Siyasetçi bir karar alacak diyelim. O kararı niye aldığını, ne yapacağını, nasıl yapacağını anlatmakla birlikte, sonunda öngördüğü ihtimalleri de belirlemiş ve beyan etmiş olması gerekiyor. Yani ne yaptığını bilmesi ve bildiğini belli etmesi demek.

Bunun toplumun her kesimine yayılması gerekiyor ve belki ilk iş olarak buna bir isim ve tanım bularak başlamalıyız. Hemen olmayacaktır, ama başlamazsak hiç olmayacak. Bugün bizde olmayışının sebebi önceki nesillerin başlamamış olması. Aynı hatayı yapmamamız lazım başlamamız lazım. Eğitim, medya, sanat, siyaset, hukuk ve ailelere çok büyük iş düşüyor…

Erem Şentürk


“Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 
 
Gönder
Facebook'da Beğen