Evliyalar şehri Kastamonu “2018 Türk Dünyası Başkenti”

Kastamonu, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) tarafından 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edildi. Böylece Eskişehir 2013 Türk Dünyası Başkenti unvanından sonra, Kastamonu 2018 Türk Dünyası Başkenti olma unvanını almayı başaran Türkiye’deki ikinci il oldu.

Evliyalar şehri Kastamonu “2018 Türk Dünyası Başkenti”

Hasan Taşkın/Diriliş Postası

Peki Eskişehir 2013 Türk Dünyası Başkentliği yaptığı dönemde neler olmuştu.

Eskişehir 2013 Türk Dünyası Başkenti döneminde ulusal ve uluslararası medyada ses getiren çok önemli organizasyonlara imza atan dönemin Eskişehir Valisi ve Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı Başkanı olan Vali, işin sırrını Diriliş Postası’na anlattı.

Türk Dünyası Kültür Başkentliği neden önemli?

Sayın Vali, Türk Dünyası Kültür Başkentliği’nin amacı, misyonu nedir? Niçin önemli ve bir standardı var mıdır?

Türkçe konuşan ülkelerin oluşturduğu bir kuruluş var: TÜRKSOY. 2012 yılından itibaren üye ülkelerin Kültür Bakanları bir araya gelir ve bir sonraki yılın Kültür Başkenti’ni belirlerler. Herhangi bir standardı yok. O ülkenin konuya verdiği önem ve ayırdığı bütçeye göre uygulamalar oluyor, biraz da zamana ve konjonktüre bağlı olarak bu organizasyonun muhatap devlet ve hükümetlerince sahiplenilmesi de değişiklik arz edebiliyor.

Başlıca amacı ve misyonu Türk Dünyası’nda yaşayan toplulukları kültür ve sanat aracılığıyla birbirine yaklaştırmak, ülkeleri, şehirleri tanıtmak, kardeşliği pekiştirmek diyebiliriz. Bilindiği gibi, Türkiye’ye komşu olan ve olmayan, yakın ve uzak coğrafyalarda birçok soydaş ve akraba topluluklar var. Bunların toplam nüfusu 300 milyonun üzerinde. Türk ve Müslüman nüfusun önemli miktarda bulunduğu ve tarihi bağlarımızın olduğu Balkan coğrafyası ve diğer bazı ülkeleri de kattığınızda bu sayı daha da artar. Nitekim Eskişehir uygulamasında biz Türk Dünyası kavramını olabildiğince geniş aldık. Örneğin ilk defa Türkçe olarak Eskişehir’de yapılan 1. Türkvizyon Şarkı Yarışması’na 24 ülke ve özerk bölge katıldı.

Bize göre Türk Dünyası Kültür Başkentliği’nin temel misyonu, rahmetli İsmail Gaspıralı Bey’in bize emanet ettiği miras olan slogan, “Dilde, Fikirde, İşte Birlik”tir. Bu birliğin ve beraberliğin gerçekleşmesi için sınırların kalkması gerekmiyor, bugün için bir önemi yok zaten. Önce birbirimizden haberdar olmamız gerekiyor. Bağlarımızı yeniden keşfetmek, farklı renk tonlarımızı görmek, bir araya gelmek, konuşmak, yakınlaşmak ve sevmek gerekiyor.

Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkentliği amacına ulaştı mı? Bu süreci nasıl yönettiniz? Keşke şunları yapsaydık, ya da yapmasaydık dediğiniz oluyor mu?

Dediğim gibi bu işin bir standardı yok. TÜRKSOY’un nezareti ve danışmanlığından yararlanmak mümkün tabii, ama o da para olarak bir katkısı olmuyor, organizasyonlarda ülkeleri bir araya getirmede diplomatik bazı hususlarda dışişleriyle beraber yardımcı olabiliyor. Ayırdığınız bütçe çok önemli ama meseleye bakış tarzı, önem verme ve sahiplenme ile doğru orantılı bir konu bu. 2012’de Kazakistan Astana’dan aldığı bayrağı 2013’te Eskişehir çok yükseklere çıkarmıştır. Bugün Türk Dünyası’nın hangi köşesine giderseniz gidin ‘Eskişehir’i tanımayan, bilmeyen kalmamıştır’ diyebiliriz. Ama bu kendiliğinden olmuyor, her kesime dokunmanız ve birlikte faaliyetler yapmanız gerekiyor. Daha sonra Tataristan-Kazan 2014, Türkmenistan-Merv 2015, Azerbaycan- Şeki 2016 ve Kazakistan-Türkistan 2017 kültür başkentleri oldular. Bu süreci sessiz sedasız birkaç etkinlikle geçirenler de oldu.

Hükümetimiz bu işi ciddiye aldı, 2012’de kanun çıkardı, Bakanlar Kurulu Kararı çıktı. Tüzel kişiliği haiz bir Ajans kuruldu. 5-6 tane Bakanın da olduğu bir Koordinasyon Kurulu, bir Danışma Kurulu, başkanlığını Eskişehir Valisi’nin yürüttüğü ama içlerinde belediye başkanları, rektörler, oda başkanları, vs. bulunan seçkin bir Yönetim Kurulu ile beraber Ajans bünyesinde bir genel sekretere bağlı bir teşkilat oluşturuldu.

Nasıl bir başkentlik devraldık?

Göreve geldiğimde 2013 yılının neredeyse yarısı geçmişti. Güzel bir açılış töreni yapılmış ama bütçe imkanları yetersiz olduğu için büyük çaplı faaliyetler yapılmamıştı. Ve maalesef Büyükşehir Belediyesi bu organizasyonun başından beri politik saiklerle destek vermediği gibi zaman zaman engellemeye çalıştı. Güdümlü bir kısım medyayı da kullanarak itibarsızlaştırmaya çalıştı, üyesi olduğu yönetim kurulu toplantılarını boykot etti. Ama yorucu da olsa bu süreç elbirliğiyle başarıya ulaştı, şehir bu olayı sahiplendi. Kanunla altı ay daha süresi uzatılan Ajans, yeterli bütçe de elde edilince 2014 yılının Haziran ayı sonuna kadar birçok güzel çalışmaya imza attı.

Bu süreci nasıl yönettiniz, keşkileriniz var mı?

Koordinasyon Kurulu’nun hamiliği ve aldığı kararlar, Danışma Kurulu’nun tavsiyeleri vs ile yönetim kurulumuz kendine bir yön çizdi. Türk Dünyası halklarıyla yakınlaşmak, Eskişehir’i Türk Dünyası’nda tanıtmak, Türkiye’yi ve Türk kültürünü tanıtmak gibi amaç ve hedeflerin ortaya konulduğu bir yolda yapılacak çok iş vardı ve elimizde değerlendirilmeyi bekleyen 1400 civarında proje başvurusu bulunuyordu.

Bir yıl sonunda profesyonel bir yönetim hizmeti ile beraber bütün bu projeler objektif kriterlere ve amaca uygunluğuna göre değerlendirilmiş, planlama yapılmış, 650 tanesi değerlendirilmiş, yaklaşık 350 tanesi yönetim kurulu tarafından kabul edilerek izleme, raporlama ve denetimleri ile etki analizlerine varana kadar uygulanmıştır. Süreç sonunda 400’e yakın etkinlik (sempozyum, şölen, gezi, yarışma, sergi, konser, vb.), 50’nin üzerinde kalıcı eser (Ajans bütçesinden bir stadyum, Bilim Kültür ve Sanat Merkezi, ilçelere kültür evleri, bir gençlik kampı, peyzaj işleri, restorasyonlar vs) ve 150 civarında yayın basılı eser, film ve belgeseller ile bunların telif hakları bırakılmıştır.

Bunların dışında yüzde 90’ı lise ve ortaokul öğrencileri olmak üzere eğitimci, akademisyen, sanatçı, sivil toplum mensubu, basın ve kamu görevlilerinden oluşan 10 bini aşkın kişi Orta Asya’dan Balkanlara Türk Dünyası gezilerine gönderilmiştir. Tabii karşılığında Türk Dünyası’nın muhtelif bölgelerinden 5-6 bin ziyaretçi değişik vesilelerle ilimizde misafir edilmiştir.

Türk Dünyası Vakfı nasıl doğdu?

Bu kadar sınırlı bir zamanda bunları yapabilen Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkentliği uygulaması, başka örneği olmayan istisnai bir tecrübedir. Ortak aklın, uyumlu çalışmanın, liderlik ve disiplinli çalışmanın bir ürünüdür. Dolayısıyla, keşke şöyle yapsaydık denebilecek hususlar oldukça sınırlıdır. Önemli olan, “sürdürülebilirlik” dediğimiz, bu zengin müktesebata sahip çıkmak, ilişkileri canlı tutacak mekanizmaları çalıştırmaktır. Türk Dünyası Vakfı da bu amaçla kurulmuştur. Ama o dönemde belki yoğunluklarından, Kültür Bakanlığı başta olmak üzere yurt dışı Türklerle ilgili çalışan kurum ve kuruluşların ilgisine fazla mazhar olamadık, inşallah 2018 yılının kültür başkenti olan Kastamonu ilimize bu ilgi ve desteği verirler.

KASTAMONU’YA ÖNERİLER

Kastamonu’nun 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Onlara tavsiyeleriniz var mı?

Öncelikle hayırlı olsun diyorum. Eskişehir’in tecrübesi ortadadır. Belki onlar özel bir Ajans yapısına ve bütçesine sahip olmayacaklar ama mütevazi bütçelerle de büyük ve ses getirici işler yapılabilir. Hükümetimiz, Kültür Bakanlığımız destek verir. Önemli olan ilin valisi, belediyesi, üniversitesi vs. bu konuda birlik halinde olmaları ve destek vermeleri, güç birliği yapmalarıdır. Bu konuda bir sorun olacağını zannetmiyorum.

Şehir zaten kimliği olan bir şehir, bu vesileyle Türk Dünyası’nda da tanınma imkanı bulacak. Ulaşım imkanları iyi, olabildiğince kültür ve sanat erbabını, akademisyen, basın mensubu, öğrenci vb. bir ayağı İstanbul’da olmak üzere Kastamonu’da buluşturmalarını tavsiye ederim. Süreçte kardeş şehir ilişkileri kurulursa iyi olacaktır. İyi bir planlama ve yönetim ile Kastamonu ilimizin bu mirasa hakkıyla sahip çıkacağına ve kendinden sonrakine devredeceğine yürekten inanıyorum. Her türlü verebileceğimiz desteği de vermeye hazır olduğumuzu ifade ediyorum. Allah muvaffak etsin.

Eskişehir 213 Türk Dünyası Başkentliği döneminde, 12 tanıtım filmi hazırlanıp yerel kanallar, sosyal medyada ve birkaçı da ulusal kanallarda yayınlandı. 40 bölümlük Ajans faaliyetlerini tanıtan Toyname hazırlandı, her hafta TRT Avaz ve 40 yerel kanalda yayınlandı. Onlarca Basın ilanları, dergiler, Almanak hazırlandı.

Güngör Azim Tuna kimdir?

1964 yılında Sinop’ta doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Sinop’ta tamamladıktan sonra, 1986 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu.

1987 yılında Hakkâri İli Kaymakam Adayı olarak memuriyet hayatına başladı. 1988-89 döneminde bir yıl süreyle İngiltere’ye eğitim için gönderildi. Konya-Kulu Kaymakam Vekilliği (1989), Antalya-Gündoğmuş Kaymakamlığı (1990-92), Erzurum-Uzundere Kaymakamlığı (1992-94), Kars Vali Yardımcılığı (1994-1996), Konya-Cihanbeyli Kaymakamlığı 1996-2002) görevlerinde bulundu.

2000 yılında bir yıl süreyle İngiltere’ye Exeter Üniversitesi’nde Kamu Yönetimi Yüksek Lisansı yapmak üzere gönderildi. 2001 yılında ek görevli olarak İçişleri Bakanlığı Strateji Merkezi’nde değişik çalışma gruplarında bulundu. (Terörle Mücadele, İç Güvenlik Strateji Belgesi vb.) 2002 yılında Bakanlık Hukuk Müşavirliği’ne atandı ve İçişleri Bakanlığı Dış İlişkiler ve AB Daire Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı.

2003 yılında Bakanlıktan ayrılarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkan Danışmanı oldu. 2005 yılında EPDK Sıvılaştırılmış Petrol Gazları Piyasası Daire Başkanlığı, 2008 yılında ise EPDK Petrol Piyasası Daire Başkanlığı’na atanan Tuna, Aralık 2009 itibariyle İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı’na vekâleten görevlendirildi. 31 Mayıs 2010’da Müsteşar Yardımcılığı, 13 Mart 2011’de Çanakkale Valiliği görevlerine atandı. 2 Mayıs 2013’te Bakanlar Kurulu Kararı ile Eskişehir Valisi olarak atanan Tuna, 31 Mayıs 2016 da ise Şanlıurfa Valisi oldu.

İngilizce bilen Tuna, evli ve iki çocuk babasıdır.


“Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 
 
Gönder
Facebook'da Beğen