“Türkiye İsrail’i izole ediyor”

“Türkiye İsrail’i izole ediyor”

SETA Genel Koordinatör Yardımcısı Prof. Dr. Altun, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Olağanüstü Zirvesi’nde, Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olduğuna karar kılındığını belirterek, “İslam dünyasını yekpare hale getiren Türkiye, Filistin’de barışın tesisi için İsrail’e baskısını sürdürecektir. Böylelikle İsrail izole hale gelecek ve çatışma yanlısı politikalarının önüne geçilecektir.” dedi.

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Genel Koordinatör Yardımcısı Prof. Dr. Fahrettin Altun, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasını, ardından İİT Olağaüstü Zirvesi’nin İstanbul’da toplanmasını ve buna ilişkin sonuç bildirgesini değerlendirdi.
İİT toplantısının sonuç bildirgesinde, Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olduğuna karar kılınmasında, 1967 sınırlarının model alındığını ifade eden Altun, “Böylelikle Türkiye öncülüğündeki İslam ülkeleri, bölgede kalıcı barışın sağlanması için önemli bir adım atmıştır. Ezcümle Doğu Kudüs’ün statüsünün Trump yönetiminin tek taraflı tasarrufuyla belirlenemeyeceği ilan edilmiştir.” diye konuştu.
Altun, Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olarak ilan edilmesinin tarihsel, kültürel, dini ve siyasi gerçeklik üzerine bina edilmiş bir gelişme olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“İsrail, 1967’deki 6 gün savaşının ardından Doğu Kudüs ve Batı Şeria’yı işgal etti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) 242 sayılı kararı aldı ve İsrail’in Kudüs’ün bütünündeki egemenlik iddiasını reddetti. Ancak BM’ye rağmen İsrail, 1980’e gelindiğinde tek taraflı olarak kentin doğusunu ve batısını ‘birleşik başkenti’ olarak ilan etmeye kalktı. BMGK ise 1980’de 478 sayılı kararı alarak İsrail’in başkent ilanını geçersiz saydı. Tüm bu gelişmeler neticesinde ABD dahil uluslararası toplum, Doğu Kudüs’ün İsrail’in işgali altında olduğunu kabul etti. Bugün itibarıyla “67 sınırları” olarak sıklıkla anılan çerçeve, BM’nin aldığı kararlarla ilgilidir. İki devletli çözümün referans noktasını da bu kararlar oluşturmuştur.”

“TRUMP GERİ ADIM ATMAK ZORUNDA KALABİLİR”

Prof. Dr. Altun, Kudüs kararını uluslararası hukuka aykırı şekilde tek taraflı alması nedeniyle ABD Başkanı Trump’ın üzerinde büyük bir baskı oluştuğunu kaydetti.
Altun, ABD’nin artık Filistin-İsrail barış sürecinde arabuluculuk rolü üstelenemeyeceğini aktararak, “Trump, bu kararıyla dış politikada yalnız kalmış ve hareket alanı kısıtlanmıştır. Dolayısıyla geri adım atacağına dair tahminler kuvvetlenmiştir. Üstelik ABD, 2008’den beri Ortadoğu’da sürdürdüğü ‘vekiller’ üzerinden alan kazanma stratejisinin de sonuna gelmiştir. Krize giren ABD dış politikası, bölgedeki hakim rolünü kaybetmiştir. Nitekim Kudüs konusunda İslam dünyasının yekpare duruşu Trump’ı tam anlamıyla köşeye sıkıştırmıştır.
Bu noktada bölgedeki çıkarlarını korumak isteyen ABD, Kudüs kararını diretmekte zorlanacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE ÖNCÜLÜK YAPIYOR”

BMGK’nın 8 Aralık’taki toplantısında, “Trump’ın Kudüs kararının BM kararlarına aykırı olduğu” görüşünün vurgulandığını hatırlatan Altun, söz konusu açıklamaya rağmen veto mekanizması sebebiyle ABD aleyhine bir oylama gerçekleştirilmediğine dikkati çekti.
Altun, buna karşılık İİT’nin, BM Genel Kuruluna gidilerek ‘barış için birleşme’ çağrısının yapılmasını planladığını anlatarak, “Böylelikle İİT, BM’de ortak inisiyatif oluşturarak ABD’nin izole edilmesini tasarladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son 10 günde verdiği mesajlara ve yürüttüğü diplomatik mücadeleye bakıldığında Türkiye’nin bu konuda bir öncülük yaptığını ve sırasıyla eldeki bütün uluslararası mekanizmaları kullanarak bir küresel duyarlılık oluşturmak istediğini görürüz.” ifadelerini kullandı.

“Ortadoğu’da dengeler değişiyor”

SETA Genel Koordinatör Yardımcısı Prof. Dr. Fahrettin Altun, BMGK ve BM Genel Kurulu’nun İsrail’in aleyhinde bir karar alması halinde bölgedeki aktörler arası dengenin değişeceğini belirtti.
Özellikle Trump’ın kararını desteklemek için İsrail’in, yeni ittifaklar arayışı içerisine girdiğine değinen Altun, şu ifadeleri kullandı:
“Bu girişimlerinden en dikkat çekeni, İsrail İstihbarat Bakanı’nın Suudi Arabistan Veliaht Prensini ülkesine davet etmesidir. İsrail yönetimi böylelikle ABD’nin arabuluculuk rolünü bölgeden bir aktöre devretmeyi planlamıştır. Oysa bu hiç de kolay değil. Zira halihazırda Kudüs meselesine ilişkin Türkiye’nin öncülüğünde İslam ülkelerinde ortaya çıkan siyasal bilincin en net sonuçlarından biri İsrail’in izolasyonu talebidir.”


“Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 
 
Gönder
Facebook'da Beğen