Arakan’ın görünmeyen gerçek katilleri

Myanmar’daki 7 eyaletten biri olan Arakan’ın nüfusunun 1.1 milyonunu Birleşmiş Milletler tarafından “dünyanın en çok şiddet gören etnik gruplarından biri” olarak tanımlanan Arakanlı Müslümanlar oluşturuyor.

Arakan’ın görünmeyen gerçek katilleri

Mustafa Mutlu / Diriliş Postası

19. yüzyıla kadar Müslümanlar ile barış içinde yaşayan Myanmarlı Budistler, 1826'da başlayan ve 120 yıl süren İngiliz işgalinin ardından, Myanmar hükümetinin de kışkırtmasıyla Müslümanları katletmeye başladı. Yıllardır süre gelen görünürdeki sorunun temelinde devletin Arakanlı azınlığın varlığını ve haklarını tanımaması yatıyor. Askeri cunta, 1982’deki Vatandaşlık Kanunu sonrasında Arakanlı Müslümanların kimliklerini resmen yok saydı. Ülkedeki bütün etnik gruplar vatandaş olarak kabul edilirken, Arakanlı Müslüman azınlık ülkenin vatandaşı olarak kabul edilmedi.

MÜSLÜMANSAN HER ŞEY YASAK

1982’de çıkarılan Vatandaşlık Kanunu ile “ulusal” kategorisinin dışında bırakılarak kendi topraklarında yabancı unsur olarak gösterilen Arakanlılar, bugün hâlâ vatandaş statüsüne sahip değiller. Müslümanlara, üzerinde “yabancılara aittir” ibaresi yazan özel beyaz bir kimlik verilir. Bu kimlik sadece bilgi amaçlı. Hiçbir geçerliliği yok. Arakanlı Müslümanların seyahat özgürlükleri de yok. Pasaport verilmiyor. Bırakın pasaportu resmi izin almadan Myanmar’ın başka bölgelerine geçmeleri dâhi yasak. Bu izni almak da imkansıza yakın. İHH’nın 2012’de yayınladığı Arakan Raporu’na göre gece saat dokuzdan sonra sokağa çıkmaları ve polisten izinsiz akraba ya da komşularını ziyaret etmeleri yasak.

Müslümanlar devletin hiçbir imkânından faydalanamıyor. Örneğin hastalandıklarında devlete ait hastanelere gidemezler. Müslümanların devlet dairelerinde çalışmaları yasak. Bugün Arakan’da Müslüman devlet memuru yok. Myanmar okullarında Müslümanların en fazla liseye kadar eğitim almalarına izin veriliyor. Kimlik kartları olmadığı için Arakanlı Müslümanların iş bulması da neredeyse imkânsız. Böyle bir imkân olsa bile eğitim konusunda da kısıtlama getirildiği için yeterlilikleri yok.

YASAK FAYDA VERMİYORSA KATLİÂM

Kısıtlamalar getirildiği halde bölgede yaşamaya devam eden Arakanlı Müslümanlara bu sefer ardı arkası kesilmeyen saldırılar başladı. Arakan’da bilinen ilk katliam 1942 yılında oldu. İngilizlerin göz yumduğu, Myanmar hükümetinin desteklediği Budistler, 150 bin Müslüman Arakanlıyı katletti. Arakanlılar bu olaya “Kerbela-yı Arakan” diyor.

Daha sonra hükümet 1978 yılının mart ayında Arakanlı direnişçilere yönelik ‘Kral Dragon Operasyonu’nu başlattı. Yüzlerce Müslüman kadın ve erkek tutuklandı, birçoğu işkence gördükten sonra öldürüldü, kadınlara tecavüz edildi. Can ve mal güvenliği kalmayan çok sayıda Müslüman, yaşadıkları yerleri terk etmeye başladı. Birkaç ay içerisinde sayıları 200 bini aşan mülteciler, Bangladeşli yetkililer tarafından yaptırılan geçici kamplarda yaşamaya başladı. Soykırım daha sonraki yıllarda devam etti.

Ne tesadüftür ki İngilizlerin Myanmar’ı işgal ettiği ana kadar Budistler ile barış içinde yaşayan Arakanlı Müslümanlar, bölgede petrol ve gaz kaynaklarının bulunmasıyla hakları elinden alınıyor, katliama mâruz kalıyorlar.

YAŞANANLARIN ARKASINDA KİMLER VAR?

Myanmar, on dokuzuncu yüzyılda İngiliz bankerlerin finanse ettiği girişimciler eliyle sömürülmesi planlanmış Asya ülkelerinden biriydi. Myanmar Petrol Şirketi bugünkü BP’nin kurucu şirketidir. Myanmar, eskiden beri İngilizlerin Asya’daki çıkarlarını yakından alakadar eden bir ülke olduğu gibi son yıllarda ABD’nin Asya siyasetinde yakından takip ettiği bir ülke olmuştur. Günümüzde Myanmar topraklarında Çin ile batılı bazı çıkar gurupları arasında yaşanmakta olan bir nüfuz rekabeti göze çarpmakta. Bu rekabet, Irak ve Suriye’de yaşanan küresel enerji savaşından çok da farklı değil.

Arakan ve Pakistan açıklarına deniz üssü kuran Çin’in Myanmar’da 3.6 milyar dolar yatırım yaptığı dünyanın en büyük hidroelektrik santrallerinden biri Myitsone Barajı var. Myanmar üzerinden Çin’e bağlanan gaz ve petrol boru hatları ise meselenin odak noktası. Sadece gaz ve petrol boruları ülkesinden geçtiği için Myanmar yıllık 30 milyar dolar gelir elde ediyor. Arakan sahillerinden başlayarak kuzey doğu istikametinde ilerleyip Çin’in güneyine ulaşan gaz ve petrol boru hatları, son birkaç yıldır bölgede artan çatışmaların arkasındaki belirleyici faktördür.

Eskiden Malakka Boğazı’ndan dolanarak Çin’e giden tankerler bu hatlar sayesinde artık Arakan sahillerinden malı boru hatlarına yükleyerek Myanmar üzerinden Çin’e ulaştırıyor. Ancak ABD bu durumdan hiç de memnun değil. Çin’in enerji ithalatını Malakka güzergâhı üzerinde kontrol altında tutarken bugün ne kadar petrol ve gaz ithal etmiş, bunlar nereden gelmiş göremiyor.

Birinci sebep olarak petrol ve gaz hatlarını gösterebiliriz. Fakat daha da önemlisi ve hayati bir sebep var ki bu hatlardan Myanmar petrol ve gazları da geçirilmek isteniyor. Uzmanlara göre bu Çin’in dışa bağımlılığını bitirecek bir hamle. IHS Global Insights’a göre, Myanmar’ın 3.2 milyar varil petrole ve 18 trilyon kübik feet (tcf) doğalgaz rezervine sahip olduğu tahmin ediliyor. İngiltere Ticaret ve Yatırım Dairesi'nin petrol ve gaz sektörü üzerine yazdığı raporda, Myanmar'ın kanıtlanmış rezervlerinin komşusu olan Hindistan'la neredeyse aynı seviyede olduğu bildiriliyor.

“ŞİRKET”SİZ KATLİAM MI OLUR?

Dünyanın gözünü diktiği zengin petrol rezervlerinde, Çin'li CNOOC ve CNPC şirketlerinin yanı sıra, BG Group ve Ophir, James Fisher and Sons, Shell, Statoil, Chevron, Eni, Total, Aramco, BP ve Exxon-Mobile gibi kandan beslenen şirketler tarafından çalışmalar çoktan başladı. Yine ne tesadüftür ki aynı şirketler bugün Ortadoğu’da da varlıklarını sürdürüyor.

Milyarlarca dolarlık petrol ve gaz kaynaklarından faydalanmak isteyen Çin, Müslüman-Budist çatışmasını alevlendirerek bölgeyi “insansızlaştırmaya”; ABD, Suu Çii’yi kullanarak söz konusu kaynakları Bangladeş üzerinden kendi pazarına aktarmaya; Batılı petrol şirketleri ise bölgedeki kaynakları çalarak kâr oranlarını artırmaya çalışıyor. Trump'ın yeni Afganistan stratejisi ve Pakistan'a yönelik baskının artırılması da ABD'nin bölgede Çin ile girdiği hâkimiyet yarışının bir parçası.

2380 km'lik boru hatlarının inşaatı ile birlikte, hatların geçtiği toprakların askeri bölge haline getirildiği Arakan'da, bölgedeki Müslüman köylerine yönelik saldırıların dozu ise, son dönemde iyice arttı. Doğalgaz ve petrol boru hatlarının korunması güvenlik çemberine alınması gibi gerekçelerle Müslümanlar katlediliyor.

969 hareketi ve sistemin kullandığı adam: Ashin Wirathu 

969 rakamının açılımı, Myanmar'ın 60 milyonluk nüfusunun çoğunluğu Budist olan halkının inançlarından gelen bir tür formül: ilk 9 sayısı, Buda'nın özel sembollerinin sayısı, 6, Buda'nın kişiyi aydınlanmaya götüren öğretileri olan 'Dharma'nın içerdiği nasihatlerin sayısı, son 9 sayısı ise, 'Sangha' denilen Budist Keşişler topluluğunu ifade eder.

“Budanın oğlu” iddiasıyla destek gören aşırılıkçı Budist rahip Ashin Wirathu önderliğinde kurulan “969 Hareketı” Müslümanlara her fırsatta saldırıyor. Birdenbire gelen reklam desteğiyle adını birçok yerde duyuran Wirathu, geçmişte camii yaktığı için hapis yatmış çıktığında ise birdenbire zenginleşmiş, petrol babalarının yanından ayrılmayan, insanlara sürekli Müslümanlara saldırmaları gerektiğini anlatan bir teröriste dönüşmüş.

Sonuç olarak petrol ve gaz sevdası yüzünden yüzbinlerce Arakanlı Müslüman öldürüldü ve öldürülmeye de devam ediyor. İnsan hayatının ise bir kuruş değeri yok bu vahşiler nezdinde. Churchillce denecek olursa “bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir” ne de olsa.


Budist rahip Ashin Wirathu


“Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 
 
Gönder
Facebook'da Beğen