Almanya'da siyasilerin "Türk düşmanlığı" yatırımı

Almanya seçimlerinin tarihi 24 Eylül yaklaştıkça siyasilerin Türkiye’yi hedef alan açıklamalarının nefret dozajı da gittikçe artıyor. Türk ve İslam düşmanlığının prim yaptığı ortamda siyasilerin bu tutumunun ne kadar ahlaki olduğu ise tartışma konusu…

Almanya'da siyasilerin "Türk düşmanlığı" yatırımı

Muhammed Şimşek / Analiz Haber

Aylar önce seçim havasına giren Almanya’da 30’dan fazla parti kıyasıya bir rekabetin içinde 24 Eylül tarihini iple çekiyor. Çünkü 82 milyon nüfuslu Almanya’da seçmen bu tarihte sandık başına gidecek ve ülkenin bundan sonraki yönetimini belirleyecek olan tercihini yapacak.

Dört yılda bir yapılan seçimlerde Almanya’da 61 milyon seçmenin oy kullanması bekleniyor.

Seçmenin tercihlerini etkileme çabasındaki partiler haftalardır cadde ve sokakları afişlerle donatıyor. Ancak seçmen tercihlerini en çok siyasilerin ağızlarından çıkan söylemler ve belirli meselelerde sergiledikleri tavırlar etkiliyor.

Türk seçmende güven kaybı yüksek

Almanya’da 3,5 milyon Türk vatandaşı yaşıyor. Bunlardan 600 bin Türk kökenli seçmenin sandık başına gitmesi bekleniyor. Fakat son dönemde Almanya ile Türkiye arasında yaşanan gerginlik, Türk seçmenin alman siyasilere karşı güvenini aşağı çekti.

Türkiye’ye saldıran prim yapıyor

Başta da bahsettiğimiz üzere seçim sathı mahalline giren Almanya’da genel tabloya baktığımızda partiler, daha fazla oy devşirmek için Türkiye karşı sarf ettiği düşmanca söylemlere başvuruyor.

Irkçı ve faşist söylemlerin geniş kitlelerde karşılık bulduğu Avrupa’da seçim öncesi Alman siyasilerin bu yola başvurması şaşırtıcı olmasa da bu durum hiç de ahlaki değil.

Dahası Türkiye’ye yönelik bu saldırgan tavrın altında bir de İslam’a ve Müslümanlar’a karşı duyulan nefret yatıyor. Avrupa’nın içine düştüğü ya da düşürdüğü ırkçılık ve nefret çukurundaki seçmene iyi görünebilmek için söylem geliştiren Alman siyasiler, popülist söylemleriyle aslında topluma yarardan çok zarar veriyor.

Seçim kampanyalarında Türkiye’nin iç işlerine müdahale anlamına gelebilecek siyasi baskı, suçlama ve karalama kampanyaları düzenleyen Alman siyasiler, her fırsatta söylemleriyle iç dünyalarını ortaya koyuyor.
Bu durumda seçimlerde en büyük sermayeleri Türkiye ve İslam düşmanlığı olduğu anlaşılan Alman siyasetçiler, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümetini kim daha fazla karalarsa bir o kadar oy alacağını düşünüyor.
Zira seçim bildirilerinde ve basına yapılan açıklamalarda çoğu zaman siyasi nezaketi bir kenara bırakan siyasilerin düşmanca tavırları tehdit savurmaya kadar gitti.

Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi Genel Başkanı Başbakan Angela Merkel, Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerini sonlandırma talebini dilinden düşürmezken her yeni açıklamasında seçim sonrası atacakları adımları sıralıyor.


Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi Genel Başkanı Başbakan Angela Merkel

Diğer yandan Yeşiller ve Sol Parti’nin yanında Sosyal Demokrat Parti’nin başbakan adayı Martin Schulz ve Dışişleri Bakanı Gabriel ile yaptıkları benzer açıklamalarda Türkiye’ye gidilmemesi tavsiyesinde bulunarak Türkiye’nin turizmi ile ekonomisini hedef almışlardı.


Sosyal Demokrat Parti’nin başbakan adayı Martin Schulz

Alman siyasilerin bütün bu çabalarının altında, bölgesinde güçlü ve kalkınmış bir ülke olarak Türkiye’nin küresel alanda daha fazla büyüyerek önü alınamayan bir aktöre dönüşmesini engelleme amacı taşıyor.

Asıl acı olan düşmanlık

Alman siyasilerin içine düştüğü nefret girdabı ve gösterdikleri düşmanlığı bir yere kadar anlamak mümkün. Fakat hiç anlaşılmayacak olan ise Almanya’da yaşayan ve gurbetçilerin oylarıyla meclise giren bazı sözüm ona Türk kökenli milletvekillerinin durdukları noktayı göz ardı ederek -buna vatanına ve milletine ihanet eden de diyebiliriz- Türkiye aleyhine açıklamalarda bulunması.

Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir de bunlardan biri… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya’daki seçimler için yaptığı boykot çağrısına, “O listede olmak bizim için bir şeref kaynağı” şeklindeki sözleri meselenin hangi boyutlara geldiğinin bariz bir örneği. Ülkesinin aleyhine bir adımı şeref telakki eden Özdemir’in bu sözlerinin, onur ve şerefi aslına, atasına ve köklerine sahip çıkmakta bulan bir milletin vicdanında açtığı yarayı tahayyül bile etmek zor.

 
Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir

Aslen Türk kökenli olduğu halde her fırsatta Türk düşmanlığı yapan Özdemir, daha önce de “Sözde Ermeni Soykırımı Tasarısı” hazırlayarak Almanya Meclisi’ne öneren isim olmuştu.


“Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 
 
Gönder
Facebook'da Beğen