Suriyeli muhacirlerin vatandaşlarımıza mesajı var: “Bizler dilenci değiliz Türkiye için çalışıyoruz”

Murad Bey İstanbul’a 1 yıl 7 ay önce Şam’dan gelmiş. Türkiye’den vize uygulaması başlayınca ailesi Şam’da kalmış. Üç arkadaşıyla birlikte bir restoran bir de kafe açmışlar. “Türkiye’den gerekli destekleri görürsek bu mekan gibi 20 mekan daha açabiliriz” diyor.

Suriyeli muhacirlerin vatandaşlarımıza mesajı var: “Bizler dilenci değiliz Türkiye için çalışıyoruz”

Burak Çolo - Alican Tiryaki / Diriliş Postası

Suriye’de 2011’de başlayan savaşta, eli kanlı diktatör Esed/Hamaney rejimi, Hizbuşşeytan ve PKK-DAEŞ gibi terör örgütlerinin zulmünden kaçarak Türkiye’ye sığınan 3 milyon Suriyeli muhacirlerin sorunlarını dinlemek, onlar hakkındaki asılsız haberleri, ırkçı yaklaşımları konuşmak, Türkiye’ye sevgilerini yerinde görmek için İstanbul’un tarihi semtlerinden Fatih’in yolunu tuttuk.

Adeta bir ensar ilçesine dönüşen Fatih’te Suriyeli muhacirleri her mahallede görmek mümkün. Kiminle konuşacağız diye düşünürken daldık 2015’te bin bir zorlukla Türkiye’ye sığınan Murad Bey’in açtığı restorana. Hoş bir karşılamanın ardından başlık sorular sormaya…

Restoran ve kafe işletmecileri Murad Ghnem ve ortağı Sami Al Saikh

Öncelikle bize biraz kendinizi tanıtabilir misiniz? Türkiye’ye ne zaman geldiniz, orada ne iş yapıyordunuz, Türkiye’ye gelirken ne tür zorluklar yaşadınız?

Türkiye’ye 1 sene 7 ay önce Şam’dan geldim. Ülkemde ticaret ile uğraşıyordum. Yine gıda üzerine işletmelerim vardı. İstanbul’dan Suriye’ye gıda ithal ediyordum. Savaş çıktıktan sonra ekonomik zorluklar yaşadık. O yüzden Türkiye’de iş kurmak istedim. İstanbul’a gelince de restoran açtım.

Fatih’teki iki işletmenizde kaç kişi çalışıyor ve çalışanların hepsi Suriyeli mi?

Toplamda 42 kişi çalışıyor. Çalışanlarımızdan bazıları Suriyeli, bazıları ise Türk… İşe alırken Türk, Suriyeli ayrımı yapmıyoruz.

Restorantı açarken herhangi bir zorlukla karşılaştınız mı veya size karşı kolaylık sağlandı mı?

Belediyede çok zorluk çektik, bu zorluklar hâlâ da devam ediyor. Bunun sebebi bizimle iletişim kopuklukları var. Bazı kurallar var onları anlayamıyorum. Hiç kimse bizi anlamıyor bu yüzden de yönlendiremiyorlar.

Bizimle iletişime geçemedikleri için bu tarz zorluklar yaşanıyor.

Yetkili makamlardan talepleriniz neler, onlara ne tür bir mesaj vermek istersiniz?

Ruhsat konusunda çok zorluk çekiyorum. Özellikle kafenin ruhsatı konusunda bize yardımcı olmalarını istiyorum. Hemen hemen bir sene geçti halen resmî ruhsatımızı alamadık.

Ara sıra ruhsat ile ilgili görüşmelere gidiyorum beni sürekli bir yerlere yönlendiriyorlar. Dedikleri her şeyi yapmama rağmen sürekli bir çember çiziyor başa dönüyorum. Halen bizi doğru kişiye ve doğru yere kimse yönlendirmedi. Burada ana problemimiz ise dil oluyor. Bence belediyelere bizim derdimizi anlatabilecek birileri lazım. Çünkü işimden dolayı birçok kez belediyelere gitmek durumunda kalıyorum. Bize daha iyi bir bilgi verebilmeleri için dil sorununu kesinlikle çözmeleri gerekiyor.

Türkiye hükümetine ve halkına çok teşekkür ediyorum

Anlatmak istediğinizbaşka şeyler var mı?

Burada iş kurduk, Türkiye’ye katkı sağlamak istiyoruz. Elimizden geldiğince yatırım yapmaya çalışıyoruz. Fakat benim içim rahat değil çünkü vizeler kapanmış. Ben burada yalnızım. Ailem, eşim, çocuklarım hepsi Suriye’de savaşın içinde kaldı. Maalesef vizeden dolayı gelemiyorlar. Benim hep aklım orada kalıyor. Bu konuda yetkililerden yardım istiyorum. Sadece bu durumda olan ben değilim birçok kişi aynı problemle karşı karşıya. Son olarak Türkiye hükümetine ve halkına çok teşekkür ediyorum. Kapılarını sonuna kadar açtılar bize. Yalnız bir şeye dikkat çekmek istiyorum. Bu söyleyeceklerim oldukça önemli. Şimdi herkes Suriyeli deyince akılarına dilenci geliyor.

Fakat hepimiz öyle değiliz! Bizler üniversitelere gittik, akademik anlamda eğitim gördük. Türkiye’ye katkı sağlamaya geldik. Fakat birkaç kişi yüzünden lütfen bizleri yargılamasınlar. Bizlerde sizler gibiyiz. Her toplumda olduğu gibi bizim de iyimiz var kötümüz var. Bizler normalde dilenecek bir halk değiliz. Çok şükür çalışarak Türkiye’ye ödediğimiz vergilerle ülke yararına katkı sağlıyoruz. Daha fazla yatırım yapmak istiyoruz fakat insanlar bize ön yargıyla yaklaşıyor. Oysa bizlerde sizler gibiyiz…İnşallah bu tür sorunlar ortadan kalkarsa daha da çok yatırım yapmak istiyorum. Ancak şu anlık elimiz kolumuz bağlı. Ön yargıları kırabilirsek her şey çok daha güzel olacak.

“Akademik bir merkez kurmak istiyorum”

Abdullah Bey 1997 yılından beri yayıncılık sektöründe. İstanbul Fatih’te Suriyelilere yönelik Arapça kitaplar basan bir yayınevi kurmuş. Yaşadıklarından genel anlamda mutlu olsa da dil sorunu benzeri sorunlardan o da mustarip.

Ufuk Medya ve Kitapçılık Genel Müdürü Abdullah Alşallah ile tercümanı Erdal Erol

Böyle bir kitapçı kurma fikri nereden çıktı?

Suriye’de yaşarken de kitapçılık yaparak hayatımı geçiriyordum. 1997’den itibaren Suriye’de yayınevim vardı. Türkiye’ye geldiğimde de bir kitapçı açmak istedim. Fatih’te açtığım dükkânda Arapça yayınlar satıyorum. Çok az da olsa Türkçe kitaplar da mevcut. Türkçe kitapların sayısını daha da arttıracağım. Şu anda açmış olduğum kitapçıyla ilgili SGK kaydım yeni geldi. Vergi dairesine zamanında bildirmediğim için zorluklar yaşadım. Yüklü miktarda ödemem gereken bir vergi borcu var. Bakanlığa başvuruda bulundum. Ödemem gereken para miktarını azaltmaya çalışıyorum. İnşallah bakanlık kabul eder.

Çalışma iznini nasıl alıyorsunuz?

Türkiye’de bu işlerle ilgilenen uzmanlara sordum. Hazırlamam gereken belgeleri öğrendim. Çalışma izni almak için Türk vatandaşı olmanıza gerek yok. Verginizi düzenli ödemeniz yeterli.

Suriyeli muhacirlerin üniversiteye sınavsız kayıt oldukları iddiası var. Oğlunuz üniversiteye sınavsız kayıt olabildi mi?

Devlet, çok hasta, felçli, yatalak hastalara yardımcı oluyor. Bu konuda hastalıklarını ispatlamasını, hastanelerden alınan raporlara bakılıyor. Üniversite kısmında ise genel anlamda bir problem yok. Çocuklarımız üniversiteye kayıt olabiliyorlar. Ancak sınavsız kayıt olunduğu iddiası tamamen yalan. Çocuklarımız, üniversite okumak isteyen Suriyeli muhacirler Türkiye Cumhuriyeti’nin hazırladığı YÖS’e (Yabancı Öğrenci Sınavı) girerek üniversiteye girmeye hak kazanıyor.

Yayın evi olarak ne tür kitaplar basıyorsunuz?

Genel anlamda çocuklara yönelik; eğitim, gelişim kitapları yayınlayan bir yayın eviyiz. Arapça’yla ilgilenen, gramer çalışan herkese hitap eden çalışmalar hazırlıyoruz. Şu anda hem Arapça hem de Türkçe ve İngilizce yayınlar hazırlıyoruz. Türkiye’de okuyan Suriyeli muhacirlere yönelik okul kitapları da yayınlayarak öğrencilere ders kitapları hazırlayacağız.

Bunun dışında sosyal medyada, iletişim alanında da çalışmalarımız var. Öte yandan ajanda gibi eşantiyonlar da basıyoruz.

Hazırladığımız ajandaları Bağdat’a ihracat ettik. Suudi Arabistan’a ihracat ettiğimiz yayınlar da mevcut. Üyelik belgesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı onaylı belge, CNR Kitap Fuarı katılım belgesi gibi birçok belgeye sahibim.

Türkiye Cumhuriyeti’nden bir Suriyeli muhacir işletmeci olarak beklentileriniz neler?

En baştaki beklentim her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına sahip olmak. Çünkü Muhacir olarak işlerimi halletmekte zorluk yaşıyorum. Ablalarım Suriye’deki fabrikaları kapatıp Mersin’e fabrika kurdular. Bu kadar büyük yatırım yaptıkları halde hala vatandaş değiller.

Suriyeli muhacirler Türkiye’deki belirsiz statüsünden dolayı ayaklarını yere sağlam basamıyor. Daha büyük yatırımlar, ticaret işletmeleri kurmamız için ve aynı zamanda işlerimizin resmiyetini daha rahat halledebilmemiz için Türkiye vatandaşı olmak istiyoruz. Bizler Mısır’a giderek öncelikle işlerimizi ve hayatımızı devam ettirmek istedik. Fakat Mısır’da yaşanan darbe ile birlikte biz Suriyelilere bakış değişti. Mısır,

Türkiye’ye göre çok daha ucuz ve ticaret yapılabilecek bir ülke. Biz Türkiye’de mutluyuz. Bunun haricinde Türkiye’nin bize sunmuş olduğu her şeyden memnunuz. Bizim açımızdan her şey Türkiye’de güzel. İleride akademik bir eğitim merkezi açmak istiyorum.

“Bombalardan çok korkuyordum”

Savaşın küçük mağdurlarından Muhammed Nur, Türkiye’ye anne, baba ve iki kız kardeşiyle beraber 2 yıl önce Halep’ten kaçmış. Suriye’de şiddetli çatışmalara ve bombardımanlara şahit olmuş. Okula gitmiyor. Bir iş yerinde Arapça-Türkçe tercüman olarak çalışıyor. Annesiyle beraber evin geçiminden sorumlular. Babası kalp hastası olduğu için çalışamıyor. Devletten ya da belediyeden asla yardım almadıklarını söylüyor. İşten arta kalan zamanda arkadaşlarıyla vakit geçirmekten hoşlanıyor. Her şeye rağmen Türkiye’de olmaktan mutlu, “En azından ölüm korkusu yaşamıyoruz” diyor.


Muhammed Nur İsmail 15 yaşında, Arapça-Türkçe tercüman olarak çalışıyor

“Esed’in askeri olmamak için geldim”

 

Amr, Esed rejiminin askeri olmamak için 3 sene önce Şam’dan gelmiş. Ailesi hâlâ Şam’da yaşıyor. Suriyeliler’in Türkiye’de istedikleri üniversiteye sınavsız girebildikleri iddiasını reddediyor ve gülünç buluyor.
Kendisi üniversiteye girme koşullarını araştırmış ve bunun için çalışmalara başlamış. Bu süre zarfında bir arkadaşıyla birlikte akrabalarının açtığı kuru temizlemecide çalışıyor.


Amr Al Noure 23 yaşında, Kuru temizlemecide çalışıyor

“Para yardımı almıyoruz”

Suriye savaşı patlak verince önce Dubai’ye gitmiş, orada işler yolunda gitmeyince Aralık 2015’te eşi ve iki çocuğuyla beraber Türkiye’ye yerleşmiş.
Türkiye’de mesleğini yapmak için bir çok yere başvuru yapmış ama hiçbirinden olumlu bir cevap alamamış ve sonunda bir bakkal dükkânı açmaya karar vermiş.
Bazı Türklerin kendilerine çok yardımcı olduğunu söyleyen Bessam Bey, çocuklarını İstanbul Başakşehir’deki Erdem Beyazıt Okulu’nda Türkçe, Arapça ve İngilizce eğitim aldığını ifade etti. Othman; Suriyeliler’e nakdî yardım yapıldığı iddialarını tümden reddetti ve bakkal dükkânı işletmecisi olarak vergi ödediğinden söz etti.


Bessam Othman İnşaat Mühendisi, İstanbul Fatih’te bakkal dükkânı işletiyor.


“Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 
 
Gönder
Facebook'da Beğen