“İslami değerlerimizi yok etmeye çalışıyorlar” (2)

İsrail’in işgal altında tuttuğu Filistin topraklarının bu işgalden kurtulmasının tek bir yolu olduğunu söyleyen Raid Salah bu yolu şöyle tarif ediyor.

“İslami değerlerimizi yok etmeye çalışıyorlar” (2)

Erem Şentürk/Diriliş Postası

 

‘Mescid-i Aksa ve Kudüs bir ümmet meselesidir. Sadece Filistin meselesi değildir. İslam ümmeti buna bir ümmet davası olarak bakmalıdır. Filistinlilerin iç meselesi olarak bakmamalıdır. Eğer Ümmet meselesi olarak görürsek işte o zaman bugün yaşananlar değişmeye başlar.’
Dünden devam eden Raid Salah röportajımızın bu bölümünde canımızı acıtan gerçeklerle yüzleşeceğiz. Bugün Filistin’de yaşanan işgalden ve orada zulme uğrayan Müslümanlara karşı ne gibi sorumluluklarımızın olduğunu fark edeceğiz inşaallah. İsrail gelecek Müslüman nesillerde Mescid-i Aksa, Kudüs şuurunu söndürmek için okullarda kendi eğitimini dayatırken devlet erkanımıza Filistin ile Kardeş Okul projesini teklif ediyoruz.

Filistin mücadelesine Türkiye’den başka destek veren bir ülke var mı?

Çok çok az Müslüman ülkesi bize yardımcı oluyor. Bunu yardım hacmini göz önünde bulundurarak söylüyorum. Yardımlar hakkında şöyle bir teşhiste bulunabilirim kanser hastalarına ağrı kesici veren derece yardımlar. Şuan da İsrail bütün okulları kontrol altına almak istiyor. Hedefi de aslında basit, İsrailli öğrencilerle beraber yaşayacakları duyguları aşılayacaklarını düşünüyorlar. Çok büyük felakettir bu. Bu eğitim felaketi bence toprakları işgalden, evleri yıkmaktan daha büyük felaket. Maselef onlarca okul baskılara direnemedi. Çoğu da ya maddi sebepten dolayı boyun eğecekti ya da okulu kapatacaktı. Bence hayali bir soru soruyorum neden İslam ülkeleri İsrail’e baskı oluşturmuyor okullarla alakalı. Biz fazla destek olmamasına rağmen ufakta olsa yapılan her desteği Kudüs halkına yapılan destek olarak görmekteyiz.

Türkiye ile kardeş okul uygulamasının işe yarayıp yaramayacağı hakkın ne düşünüyorsunuz?

Çok güzel bir fikir. O anlamda da uygulanabilir ve ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Büyükelçilik veya TİKA ile gerçekleştirilebilir.

Muharref diğer dinler içinde kutsal kabul edilen Mescid-i Aksa’da birlikte yaşam neden mümkün olmuyor?

Çünkü İsrail işgali kendi hegemonyasını istiyor. Diğer görüşte olan kimseyi istemiyor. Bütün problem buradan çıkıyor. Mesela İsrail Mescid-i Aksa’yı tanımıyor. Müslümanların orada hakları olduğuna inanmıyor. Sadece kendi haklarının olduğuna inanıyor. Mescid-i Aksa’ya girmeyi yasaklıyor. O yüzden Yahudi aşırı dincilere girmeye izin veriyor ve bizlere düşmanca davranıyor.
Mescid-i Aksa’ya giren aşırı dincilere askerleri tarafından güvenlik sağlanıyor. 2 milyarlık İslam ümmetine de meydan okumaktır bu. Tarih boyunca hiçbir işgalciyle uyum olmamıştır. İşgalci hep haklı görmüştür kendisini. Kudüs’te bir mezarlık var ismi Menullah. Bu mezarlığın içerisinde gerek sahabelerden, Osmanlıya kadar Kudüs’e hizmeti bulunmuş salih kişiler bulunmakta. 200 dönümlük bir arazi içerisinde bulunuyordu mezarlık. Orada İsrailli dozerler neredeyse bütün mezarlığı sildi. Kemikleri çuvallara doldurdular ve nerelere gönderdiklerini dahi bilmiyoruz. Mezarlığın olduğu yerde bir restoran ve otopark var. Şuanda bir hoşgörü yaşam merkezi inşa edeceklerini söylüyorlar. Onlara göre hoşgörü başkasını yok etmek. Bu anlamda nasıl birlikte yaşayalım hadi söyle bakalım.

Yaser Arafat döneminde sunulan bir barış anlaşması vardı. Kabul edilseydi bugün bir değişiklik olur muydu?

Bence uygulansaydı hiçbir şey değişmeyecekti. Çünkü Kudüs meselesi mevzusu açılamamıştı orada. Ertelenmesi gereken konu olarak görülüyordu o anlaşmada. İsraille anlaşma imzalayan kişide öldürüldü zaten.

İsrailin okullara ve Müslümanlara uyguladığı baskılara İslam ülkeleri neden baskı uygulamıyor olabilir?

Çünkü Müslümanlar arasında ayrılık var, safları bir değil ve kendi aralarında anlaşamıyorlar. Kendilerine olan bu düşmanın aslında Peygamberime düşman olduklarının belki farkında değiller.

Ne oldu da böyle olduk biz?

Tabi ki önce hilafet yok edildi. En başlıca sebebi bu düştüğümüz halin.

İşgal hapishanelerinde ki zulmün boyutu hakkında bilgi verir misiniz?

Ben özellikle yaşadığım tecrübeden yola çıkarak kitap yazdım. Kitabımın ismi “Hapiste tecrit hayatı yaşamak”. Son girdiğim hapis sürecinde hep zindanda kaldım. Bu izole bölümde hiçbir insani durumla karşılaşmıyorsunuz. Nereye çıkarsanız çıkın bahçeye, ziyaretçilere hemen ellerinize kelepçeyi vuruyorlar. Hapishane değişikliği oldu. Hem ellerden hem ayaklardan iki kelepçe vuruluyordu. Ben izole edildiğim için diğer mahkûmlarla pencereden iletişim kuruyordum.
Mahkumlardan birisi bana şunu söyledi ellerine ve ayaklarına kelepçe vurmakla yetinmeyip boynuna da kelepçe vurmuşlar. Mahkumu ailesi onu ziyaret ettiğinde kafesin içinde ziyaret alanına götürüyorlardı. Hapiste bir komşum kanser oldu ilaç verilmedi. 30 gün açlık grevi yaptı sadece ilaçlarını alabilmek için. 15 yıldır tek başına hücrede yaşayan bile var. İdare hapis diye adlandırdıkları bir ceza var. Kişi mahkeme kararıyla 6 ay tutulabiliyor. Birisinde 12 seneye kadar devam etmişti. Hapiste baskı uygulayan birimler var gerçekten çok vahşiler. Gerek erkek gerek kadın işkence yapan birimler bunlar.

Kesin olmamakla birlikte sayı vermeniz mümkün mü?

Filistin davasından bu yana 1 milyon kişi cezaevine girmiş. Nakva israilin kuruluş yılı 1948. Bu 1milyon kişi İnsan haklarının da tespit ettiği kişiler olarak 70 çeşit işkenceye tabii olmuşlardır. Bunların dışında da onlarca insan işkenceye dayanamayarak vefat etmişlerdir (Allah rahmet etsin). Bazı kadın mahkûmlar hamileyken içeri alındı. Elleri ayakları kelepçeli olarak doğum yaptılar ve çocukları hapishanede büyüttüler.

Biz Müslümanlar olarak bir araya gelerek bu işgal ile nasıl mücadele edebiliriz?

Bölünmeyerek şüphesiz. Müslümanların birlik olamaması İsrail’in işine gelen bir argüman. Bu bölünme meselesi Filistin’de yaşayan biz Müslümanlar içinde geçerli olan bir şart. İsrail’in ortaya koyduğu seçenekler kendisine tabii olmak ya da Müslümanların bölünmesini devam ettiren seçeneklerdi. İkisini de seçmek mümkün değildi. İsrail ve Amerika’nın güttüğü siyasetler Filistin’in başarısızlığı için. Bazı Arap ülkeleri de birlik oluşmaması için olumsuz rol üstlenmektedir. Hüsnü Mübarek böyleydi. Şimdi de Sisi aynı şekilde devam ediyor. Mescid-i Aksa ve Kudüs bir ümmet meselesidir. Sadece Filistin meselesi değildir. İslam ümmeti buna bir ümmet davası olarak bakmalıdır. Filistinlilerin iç meselesi olarak bakmamalıdır. Eğer Ümmet meselesi olarak görürsek işte o zaman bugün yaşananlar değişmeye başlar.


“Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 
 
Gönder
Facebook'da Beğen