Bazı lekeler inatçıdır, ancak tövbe ile çıkar: Ahali naber!

Bazı lekeler inatçıdır, ancak tövbe ile çıkar: Ahali naber!

Harun Emre Karadağ

Bir ağabeyim dedi ki; part-time dava adamlığı olmaz.“Müslümanın emeklilik ikramiyesi Cennet'tir... Paylaş, paylaştıkça çoğalır.”
Oruçta olsak dinlenmek olmaz. Çok çalışmalıyız…O zaman “bu akşam paraya kıyacam, iftarı sarayda yapacam. Sonuçta simit sarayı da saray sayılır.” :)
Kendimize çeki düzen vermenin tam zamanı; zira Ramazan insanın kendini tanımaya yolcuğu, kendine gel çağrısı, bir zaman ve motivasyon eğitimidir. Ramazan demek huzur demek, mutluluk demek, sabır demek, mücadele demek, paylaşmak demek, merhamet demek ve akıl ve yüreği eğitmek demek... Tabi, bunu anlamak için beyin gerek;akıl bedava... :)
Madem Ramazan bir eğitim… Eğitim Hocasız olmaz. Ramazan da Nasreddin Hocasız olmaz. :)
Nasreddin Hoca’mız hayatın ve insanların içindedir. Fıkralarında yaşamımızda ki olayları kuşbakışı izletir. Bilgece dersler veren fıkralarıyla hayatımızı kolaylaştıran dostlarımızdan birisidir. Günlük yaşayışımızda meramımızı anlatan bir ‘kısa yol’dur Nasrettin Hocamız: Ye kürküm ye, Kazan doğurdu, Ya tutarsa, Damdan düşen gelsin, Parayı veren düdüğü çalar, Düşmeseydim inecektim, Kavaktan öte yol çıkarsa, Damda deve aramak, Marifet kavuktaysa, İpe un sermek, Tarifesi bendedir, Eşeğe mi inanıyorsun bana mı? Nasrettin Hoca’nın tatlı bir dille, güldürerek yanlışlara müdahalesi yanlışlıkları bile güzelleştirir. Hoca’mız ihtiyaçlara öylesine cevap vermektedir ki; tabiri ‘öğretmendir, danışmandır, montördür’. İnsanlık Nasreddin Hoca’mızdan çok şey öğrendi, daha çok şey öğrenecek, öğretmeye devam edecek...
Kısacası Nasreddin Hoca’mız “bizim akıl ve yürek Hoca’mızdır. Aklımızı, kalbimizi Nasreddin Hoca’mızla eğitelim;zira onun fıkraları vitamin niteliğinde.
O halde ne duruyoruz fıkralarıyla hayata içten kocaman gülümseyelim. Hayata mutlulukla bakalım, mutlu olalım ve iletişimimizi güçlendirelim.
Hoca’nın fıkralarında Ramazan ayı özel bir yer tutar. “O yıl Ramazan ayı yazın ortasına rastlar. Günler uzun¸ hava da çok sıcak geçmektedir. Bir ahbabı Hoca’yı birkaç arkadaşıyla birlikte iftara çağırır. İftarda önce buzlu bir hoşaf tası gelir. Ancak ortada tuhaf bir durum vardır. Ev sahibinin elinde kepçe büyüklüğünde bir kaşık¸ misafirlerde ise küçücük kaşıklar bulunmaktadır. Üstelik ev sahibi koca kaşığı her daldırışında “Ohhhh!…Öldüm…gibi tuhaf sesler çıkarmaktadır. Konuklarsa küçücük kaşıklarla ne hoşafın tadını alabilmekte¸ ne de susuzluklarını giderebilmektedirler. Hoca¸ bakar ki böyle olmayacak. Ev sahibinin elinden kepçeyi kapar ve: “Efendi¸ şu kepçeyle birer de bizler içsek¸ birer kerecik olsun bizler de ölsek! deyiverir.”


Süper bir fıkra dimi. :) Ne güzel bir mesaj veriyor Ramazan’da. Selam ver.Yani sahura davet et eşini dostunu. Misafirini güzel ağırla. Cimrilik yapma, cömert ol. Paylaş, paylaştıkça çoğalır… Davet et, davete icabet et.Hayat telaşında irtibatı kopartma eşle dostla konu komşuyla.
Hoca herkesle beraber olur. Sohbet eder. Gördüğünü kendine has üslubuyla hem güldürerek hem de düşündürerek paylaşır. Nasreddin Hoca, Ramazan ayı boyunca vaazlar etmek, namazları, teravihleri kıldırmak üzere evine uzak bir köyde işe başlamış. Hoca’ya köyde bir oda tahsis etmişler. Görevi kısa süreli olduğundan Hoca ailesini getirmemiş, odasında tek başına kalıyormuş. Köyde vaaz ederken bir ara Hz. İsa’nın göğe çekildiğinden söz etmiş. Camiden çıkınca yaşlı bir kadın yanına yaklaşıp: “Hoca Efendi, Hz. İsa göğe çekildi dedin, ama orada ne yeyip ne içtiğini anlatmadın! Hoca: “Bre kadın, günlerdir bu köyün misafiriyim. Bir gün olsun misafirimiz ne yer ne içer demediniz de gökte misafir edilen Peygamberin ne yeyip ne içtiğini soruyorsun!” Demiş.
Medyada çıkan bazı Hocalara ve bizlere ibretlik tavrı, duruşu, yaklaşımı olarak bugün için de dikkat çekicidir:“Hoca’nın kadılık yaptığı bir zamanda bir adam¸ Abdullah isimli birini yaka paça¸ sille tokat mahkemeye getirir ve “Kadı Efendi! Bu adam alenen oruç yiyor. Cezasını ver¸ der. Hoca¸ düşünür ve Abdullah’ı cezalandırmaya gerek görmez onu getirene:” Sen hakkın olmadığı halde bu adamı dövdün¸ buraya getirerek onurunu kırdın. Bu suçunun cezası olarak sana bir ay hapis veriyorum.” der. Adam¸ “mahkeme hükmüdür” diyerek sesini çıkartmaz ama şunu da sormadan edemez: “Kadı Efendi¸ cezama razıyım ama bu Abdullah’a hiç ceza vermeyecek misin?” diye sorar. Hoca da: “Evladım¸ ben Akşehir kadısıyım. Buranın nizamlarını bozduğun için seni hapse koyuyorum. Halbuki Abdullah dinin kaidelerini bozdu. Ben ahiret kadısı değilim. Onun meselesi ahirette Allah’la onun arasında” der.”
Derslerle dolu bir fıkra… Herkesin adalete ihtiyacı var. Kılı kırk yarayacak şekilde düşünüp öyle paylaşmalıyız ve bizim gibi düşünmeyen inanmayan olabilir. Onlarasaygılı olmalıyız.
Hoca’nın şu fıkrası ise oruç gibi bir ibadeti şahsi çıkarı için kullanmaya kalkışanlara gelsin. Müslümanlar ikiye ayrılır; RamazanMüslümanları ve seçim dönemi Müslümanları… :) “Hoca¸ bahçesindeki incirleri satmak üzere pazara götürür. O sırada bir kadın gelir ve Hoca’ya: “Efendi¸ ben komşunuz Hasan efendinin karısıyım. Eğer veresiye verirseniz biraz incir alacağım.” der. Hoca¸ razı olur ve incirleri tartar. Bu arada bir nezaket olsun için kadına da bir tane uzatır. “Hanım” der. “İncirlerim çok lezzetlidir. Ye de tadına bak.” Kadını uzatılan inciri almak istemez ve şöyle der.” Sağol Hocam. Oruçluyum. Altı yedi sene önce hastalanmış ve orucumu bozmuştum. Bugün borcumu ödüyorum” deyince Hoca: “Öyle ise hanım kusura bakma sana incir filan veremem. Bende veresiye verecek mal yok. Allah’ın alacağını altı yedi senede ödeyen¸ benim alacağımı kim bilir ne vakit verir.” diyerek incirleri satmaktan vazgeçer.”
Hocamızın Ramazan muhabbeti bitmez. Son bir fıkrasıyla muhabbetimizi taçlandıralım. Nasreddin Hocaya sormuşlar: “Hocam Ramazan bizden memnun mu, onu memnun edebiliyor muyuz?” Hoca cevaplamış: “Memnun olmasa her sene 10 gün önce gelir miydi?”
Müthiş; altın değerinde bilgiler dimi…
Yazmak güzeldir, yazdıklarının adamı olmak daha güzel Nasreddin Hocamızla adam olmak en güzeli. :)
Ahaliye ilanen duyurulur. :)
Not: Bugün sahurda Kon Tv’de Mustafa Özcan Gündoğdu’nun konuğu olacağım. Bekleriz efendim. Ayrıca Mustafa Özçelik Hoca’mın Somutcu Baba Dergisi’nde -sayı:72 de- “Nasreddin Hoca fıkralarında Ramazan” yazısını okudum, esinlendim, yararlandım. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

 


“Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 
 
Gönder
Facebook'da Beğen