Bu topraklarda kalıcıyız demek için EVET

Bu topraklarda kalıcıyız demek için EVET

Gazetemizin “Neden Evet Sayfası”nın bugünkü konuğu Ufuk Coşkun, “Onursuz bir şekilde küresel baronların ve içerideki alçakların hizmetine gireceğiz ya da şerefimizle mücadele edip bağıms

Bir engel olarak gördükleri Abdülhamid Han’ı ortadan kaldırarak ülkenin dışarıya(küresel finans sistemine) bağlı/bağımlı bir ülke olması için faaliyet yürüten Jön Türkler/İttihat Terakki, küresel çetenin bir projesi olarak devreye sokulmuştu. Bu yapının sahip olduğu zihniyet geçmişte olduğu gibi İslam, kadim medeniyet ve tarihi-kültürel ilim irfan birikimine olan nefreti ile nam salmıştır. Bugün Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği “tek millet” anlayışını yerle yeksan eden ve bin yıllık birliktelikleri, ittifakları bitirerek Kürt’ü, Türk’ü, Arap’ı, Ermeni’si ve tüm farklılıkları birbirine kırdıran, nefret ettiren küresel çetenin yörüngesinde faaliyet gösteren bir zihniyettir bu! Bu kadim ülkenin kültürüne, tarihine, medeniyetine, yaşlısına, gencine, çocuğuna varana kadar yabancı olan bir zihniyetten bahsediyoruz. Bugün farklı adlar altında faaliyet yürüttüklerine aldanmayınız. Yazarı, aydını, siyasetçisi, sanatçısı ve terör örgütleriyle birlikte bir bütün olarak aynı zihniyetin taşıyıcısıdırlar. Bu sistem üzerine inşa edilen CHP’nin hâlâ bu emel doğrultusunda faaliyet yürüttüğü bir ülkede yaşamaktayız.

“AK PARTİ İSE SİSTEM KARŞITI BİR PARTİ”

Erdoğan liderliğinde yol alan AK Parti ise sistem karşıtı bir parti olarak doğdu. Haliyle Erdoğan’a olan nefretin gerçek nedeni; onun yerli, özgün ve medeniyet perspektifli bir siyaset üretiyor olmasından kaynaklanmaktadır. Osmanlı’nın uluslararası bir operasyonla tasfiye edilmesinden sonra yerli siyaset üreten tüm mekanizmalar/hükümet olmuş siyasi partiler/siyasetçiler bilhassa küresel tefeci sistem tarafından bir tehdit ve düzen karşıtı olarak algılandı. Garp yanlısı, çağdaş, laik, seküler partiler, kurumlar, örgütler, STK’lar ise Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde doğal olarak bir tehdit olarak algılanmadı. Bilakis “düzen” partileri olarak itibar gördü. Bu yüzdendir ki son 100 yıllık cumhuriyet tarihinde kim yeri yurt edinme noktasında bir basiret göstermişse istisnasız tasfiye girişimine maruz kalmıştır. Bugün de Erdoğan’a yapılmak istendiği gibi! Çünkü Erdoğan yıllardır ülke siyasetini esir alan küresel baronların, Rahmetli Ömer Lütfi Mete’nin tabiriyle söyleyecek olursak: Karunlar Ligi’nin düzenini/rahatını bozan bir liderdir.

“MİLLET OLMA VASFIMIZ ELİMİZDEN ALINMAK İSTENDİ”

Bilindiği gibi küresel sistem, Osmanlı’nın tasfiyesinden sonra Türkiye’yi kontrol altında tutmak ve aynı zamanda güneydeki ülkenin güvenliğini sağlamak ve geleceğini garanti altına almak için ciddi bir ayar değişikliği yapmıştı. Küresel çetenin FETÖ projesi bu ayar değişikliği için yürürlüğe konulmuş çok fonksiyonlu bir projeydi. Hedefte Türkler’in İslam medeniyetiyle ve ilim irfan birikimiyle olan temaslarının kesilmesi vardı. Bin yıldır kurulan kadim ittifaklar, dostluklar bu yüzden bertaraf edilmek istendi. Kısacası millet olma vasfımızı, oyun kurma kabiliyetimizi elimizden almak istediler. Anlayacağınız ortak akıl, ortak vicdan ve ortak idrak ayarlarımızla fena oynadılar. Her on yılda bir yapılan darbelerle de bir taraftan irtica bahanesiyle dindarlar diğer taraftan bölücülük bahanesiyle Kürtler ve diğer farklılıklar ecnebi unsurların yörüngesinde faaliyet yürüten siyasetçiler ve medya organları marifetiyle dirençleri kırıldı. Bir daha bir araya gelemesinler diye ne gerekiyorsa yapıldı.
Erdoğan, irfan ve basiret sahibi Anadolu insanıyla birlikte büyük bir sabırla ve cesaretle siyaseten parçalanan Türkiye’yi yeniden inşa etmek için kolları sıvadı. Dolayısıyla bu ülkenin ehl-i vicdan sahibi insanlarıyla birlikte onca operasyona rağmen epeydir yeri yeniden yurt edinme noktasında ciddi gayret gösteriyoruz. Yerli, yerle bağı olan, yerini bilen, ahlak, vicdan sahibi kaliteli insanlarla birlikte çıkılan bu yolda ülkemizi köklü, özgün, özgür, bağımsız bir ülke yapana kadar her türlü operasyona göğüs gererek çok şükür ilerliyoruz. Bu yüzdendir ki dağılan siyasi birliği yeniden tesis etme ve bir ortak akıl inşa etme yolunda adımlar attığı için Erdoğan’a diktatör dediler. İslam ülkelerinin umudu olma yolunda atılan her adım sonrası kendisine terör destekçisi denildi! 200 yıldır dünyadaki savaşlardan servet biriktiren küresel tefeci sistemin düzenine çomak soktuğu için hırsız ilan edildi. Kısacası finansal baronların sadık kölelerinin rahatını bozduğu için istenmiyor! Yani asıl mesele Erdoğan’ın son 200 yıldır dünya ülkelerini esir alan küresel çetenin düzenine meydan okuyarak ülkesinin bağımsızlığı uğruna kelle koltukta mücadele yürütmesidir.

“ÜlkEYİ BİRLİKTE İNŞA EDELİM”

O vakit yapılacak iş belli. Erdoğan’ın ifadesiyle ya onursuz bir şekilde küresel baronların ve içerideki alçakların hizmetine gireceğiz ya da şerefimizle mücadele edip bağımsız bir ülkenin özgür vatandaşları olarak yaşayacağız.

İşte biz,16 Nisan’da bu tercihi yapacağız. Bu sıradan bir anayasa değişikliği değildir. Bizleri esir hayatı yaşatmak isteyen “hayır” cephesiyle ülkesinde özgür ve bağımsız yaşamak isteyen Türkler’in verdiği mücadeledir. EVET, yeni bir ülke doğuyor. Bu kadim ülkenin insanları olarak 16 Nisan’da dosta düşmana net olarak bu mesajı vereceğiz. Bu aynı zamanda “Biz bu topraklarda kalıcıyız” mesajıdır. Hiç kuşkunuz olmasın. Bağımsız, güçlü bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Evet, bunu birlikte yapacağız.

Bu ülkenin her kesimden ahlak, vicdan sahibi insanlarıyla birlikte… İhtiyacımız olan bölünme, parçalanma, çatışma değil bilakis ortak akıl, ortak vicdan ve ortak vatandır. Yabancı halden anlamaz dostlar. Gelin, bu ülkeyi hep birlikte inşa edelim. 16 Nisan’da tüm dünyaya bunu ilan edelim.

ız bir ülkenin özgür vatandaşları olarak yaşayacağız.” ifadeleriyle “Neden Evet” diyeceğimizi sizler için yorumladı.


“Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 
 
Gönder
Facebook'da Beğen