Yeni cumhurbaşkanlığı sisteminin ayak sesleri-1

Yeni cumhurbaşkanlığı sisteminin ayak sesleri-1

Meclis’te kabul edilen 18 maddelik Anayasa değişikliği; çift başlılığı ortadan kaldıracak olan tepeden tırnağa yeni bir Cumhurbaşkanlığı Sistemi ve hızlı karar mekanizmasına sahip dinamik bir Türkiye… Tüm bunlar son bir yılda gündemden düşmeyen yeni Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin daha güçlü duyulmaya başlayan ayak sesleri olarak geçti kayıtlara… Türkiye’nin yarım asırlık tarihinde defalarca gündeme gelen “Başkanlık” ya da “Yeni Cumhurbaşkanlığı” hükümet sistemini sizler için inceledik.  

Muhammed Şimşek/Analiz Haber

“Başkanlık” veya “Yeni Cumhurbaşkanlığı” hükümet sistemine ilk ne zaman ihtiyaç duyuldu, nasıl engellendi? Hangi tereddütler dile getirildi? Dahası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin ufkuna sunduğu yeni yönetim şeklinin temel dinamiklerini neler oluşturuyor? Bu sorular ışığında her defasında bilinçli olarak bir “rejim” tartışmasına dönüştürülen yeni Cumhurbaşkanlığı sisteminin yakın tarihini ve dünyadaki örneklerini bir yazı dizisi olarak ele alacağız.

Geçmişten bugüne Türkiye’nin içinde bulunduğu parlamenter sistem pek çok önemli siyasetçinin ortak sorunu oldu. Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık’ın temsil ettiği iki ayrı yürütme erkinin sık sık karşı karşıya geldiği -ki biz buna çift başlılık diyoruz- ve ülke menfaatine atılacak adımlar noktasında ülkeyi içine düşürdüğü patinaj süreçleri temel şikâyet noktası oldu.



Cumhuriyetimizin kuruluşunun 94. yılındayız... Bugüne kadar 65. hükümet kuruldu. Bu da Türkiye’de ortalama her 16 aya bir hükümet değişikliği yapıldığı anlamına geliyor. Bu atmosferde hükümetler her hangi bir alanda henüz bir politika geliştiremeden alaşağı edildi. 6 askeri darbe, sayısız suikast ve darbe girişimine maruz kalan ülke, 19 kez IMF’den borç ister pozisyona geldi. Bütün bu genel fotoğrafı anlatan yaşanmışlıklar, dünden bugüne siyasetin kalbindeki önemli siyaset adamlarını aynı reçeteye yönlendirdi. O da “başkanlık” sistemi…

Aslında Türkiye’nin 45 yıldır tartıştığı “Başkanlık Sistemi” Necmettin Erbakan’dan Turgut Özal'a, Alparslan Türkeş’ten Süleyman Demirel’e kadar siyasetin bir dönemine damgasını vurmuş liderlerin ortak talebi oldu. Bugün maksatlı, organize ve bilinçli bir çabayla başkanlık sistemi tartışmalarının tarihi süreci görmezden gelinerek mesele Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsi talebi gibi gösteriliyor. Zira bunu yapanların amacı ülkenin daha iyi yönetilme imkânlarıyla şahlanmasının önüne set çekmek.



Tarihi perspektiften bakıldığında sosyal demokrat partiler hariç neredeyse tüm muhafazakâr partilerin liderleri, Türkiye’nin kurtuluşunun başkanlık sistemi olduğunu vurguluyor. Birçok önemli liderin yıllarca konuştuğu ve her fırsatta dile getirdiği bir mesele olması dahi başkanlık sisteminin ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu göstermeye yeter. Bu yönüyle meselenin masaya yatırılarak eğri oturup doğru konuşulması ve doğru anlaşılması gerekiyor. Hele başkanlık sisteminin bugün farklı biçimde ele alınıp büyük ülke olma idealiyle buluşturulması fırsat ve imkân dâhilindeyken…

İLK DEFA NECMETTİN ERBAKAN GÜNDEME GETİRDİ

Ülke yönetiminde başkanlık sistemine geçilmesi gerekliliğini en net fikirlerle Prof. Dr. Necmettin Erbakan dile getirdi. Öyle ki “başkanlık sistemi” ilk defa 1969’da, Erbakan Hoca’nın, Milli Nizam Partisi’nin programında ifadesini buldu. Aynı şekilde Milli Selamet Partisinin Programında yer alan başkanlık sistemi, yönetimin etkin ve hızlı çalışabilmesi önerisiyle 1973’te partinin seçim beyannamesine de konuldu.

MİLLİ NİZAM PARTİSİ’NİN PROGRAMI

“Daha hızlı kalkınmaya mecbur olan Türkiye'mizde devlet hizmetlerinin verimli, süratli ve kudretli yürütülebilmesi ve Anayasamızın bünyemize intibakı bakımından daha mütekâmil bir yapıya kavuşturulması ve tatbikattaki aksaklıkların giderilmesi için Başkanlık Sistemi’nin getirilmesini zaruri görüyoruz.
İcra organının daha kudretli olması ve süratli çalışabilmesi için Reisicumhurun tek dereceli olarak halk tarafından seçilmesi ve icrai organın düzenini BAŞKANLIK (Presindentielle) sistemine göre tanziminin yapılması gerekmektedir.”



MİLLİ SELAMET PARTİSİ PROGRAMI

“Seçme ve seçilme hak ve hürriyetlerinin üzerine konulan anti demokratik tahditler kaldırılmalı milletvekili sayısı azaltılmalı, tek meclis sistemine dönülmeli, Devlet ve hükümet başkanlıkları birleştirilmeli ve BAŞKANI millet seçmeli. Referandum Millet vetosu ve halk teşebbüsü müesseseleri kabul edilmelidir.”

İŞTE MİLLİ SELAMET PARTİSİ SEÇİM BEYANNAMESİ

“Devlet ve hükümet yönetiminin ağır işlemesi ve millet arzu ve iradesinden uzaklaşarak milletin kalkınma şevk ve azmini kıracak durumlara düşmesi bugüne kadar geçen kalkınma çabalarını randımansız bırakan sebeplerdendir.

Devlet Başkanlığı olan Cumhurbaşkanlığı ile Hükümet Başkanlığı olan Başbakanlık birleştirilecek icraya kuvvet, sürat ve müessiriyet sağlanacaktır. Başkanı tek dereceli olarak millet seçecektir.

Böylece millet devlet kaynaşması ve bütünleşmesi kendiliğinden doğacak ve Cumhurbaşkanı seçimi mevzuunda rejimimizi yıpratan iç ve dış spekülasyonlara imkân kalmayacaktır.”

Nasipse devamı yarın…


“Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 
 
Gönder
Facebook'da Beğen