Sosyal medya bizim fıtratımıza tamamen ters

Sosyal medya bizim fıtratımıza tamamen ters

DİLARA HUT / MÜLAKAT

İlk çıkış noktası “Asosyal insanlar için sosyalleşme” olan sosyal medyanın zaman içerisinde evrilerek sosyal ve değerli bir insan olduğunu gösterme yolu haline geldiğini belirten İletişim Danışmanı Dr. Murat Dağıtmaç, “Sosyal medya evlilikleri de ortaya çıkmış sıkıntılı bir durumdur. Sosyal medya üzerinden tanışan kişiler aslında olmak istedikleri kişileri anlatıyorlar” dedi.

Günümüzde hayatımızın olmazsa olmazı haline gelen sosyal medya dibini göremediğimiz uçsuz bucaksız bir kuyu adeta. Bu dipsiz kuyu hayatımızda öyle bir yer edinmiş ki sabah uyandığımızda ve akşam uyumadan önce ki ilk işimiz hesaplarımızı kontrol etmek oluyor. Faydalı yanlarını görmemizi engelleyen yanlış kullanımlar sonucu sosyal medya tam bir kaosa dönüşmüş durumda. Önlemez bir mecra haline gelen sosyal medyanın kontrollü kullanımı ve denetimi üzerine İletişim Danışmanı Dr. Murat Dağıtmaç ile konuştuk.

Sosyal medya yaşamımızı değiştirdiği gibi kişilik ve duygularımızda da bir değişime sebep oldu mu sizce?
Yoldan geçerken herhangi bir birini çevirip deseniz ki, Gittiğiniz her yerde fotoğraf çekip, ailenizin fotoğraflarını çekip bana gönderin, derseniz karşınızdaki kişi küfür mü eder, artık döver mi, polisi mi çağırır bilmiyorum. Ama şu anda sosyal medya adı altında bunu yapıyoruz. Hiçbir farkı yok. Evet, sosyal medyanın güzel yanları da var. İletişim kurmak artık çok daha kolay. Ancak bu mecra bizlerin fıtratına tamamen ters. Çünkü burada birçok kişinin amacı gösteriş. Ve gösteriş dinen caiz değildir. Ama Müslümanlar olarak ne yazık ki bunu yapıyoruz. Bir yardım yapıldığı zaman işte tutup diyor ki şu aileye şu yardımı yapıyoruz, şeklinde paylaşımlar yapılıyor. Farkında değiliz ama yardım ettiğimiz kişileri rencide ediyoruz. Yardımcı olmak istiyorsan yüzünü göstermeyeceksin. Hasta ziyaretine gitmişler, amcanın gözü tavanda yanındakilerde ise gülüyor. Altına da hasta ziyareti yaptık diye yazıyorlar. Gelinen bu nokta, gerçekten acınacak durumda olduğumuzun göstergesi.

“KENDİ DEĞERİMİZİ FACEBOOK’TAKİ BEĞENİLER İLE ÖLÇÜYORUZ”

Sosyal medya konusunda herhalde insanlarımız şöyle bir algı var: Burada bir dünya yok. Günah yok. En acı durumlardan biri ise şu; “Beni niye beğenmedin” diye soruyoruz birbirimize. “Ya geçen gün bir yazı paylaştım 500 beğeni aldım” diyorlar. Kendi değerimizi Facebook’taki beğeniler, Twitter’daki retweetler ile ölçen bir toplum haline geldik. Peki, geldiğimiz bu noktada nereye varmış olduk? Tabii ki narsisizme. Herkeste azıcık da olsa beğenilme, narsisizm duygusu vardır. Fakat bu Facebook ile Twitter ile bu çok daha belirgin bir hale geldi.

Sosyal medyaya olan ilginin önemli sebeplerinden birinin de aile ilişkilerindeki kopukluktan kaynaklandığı söyleniyor. Bundan 20 yıl önce böyle bir mecra ortaya çıkmış olsaydı sizce kabul görür müydü?
Bundan 20 yıl önce böyle bir mecra çıksaydı kabul edilir miydi, kabul görür müydü bilmiyorum. Önceden evler genişti. Evler geniş olunca anne, baba, torun, dede, babaanne hepsi bir arada yaşıyordu. Yaşadığımız bu geniş aile ortamı da en büyük ihtiyaç sebebimiz olan “iletişim” ihtiyacını gideriyordu. Şu an mesela bir suç işleseniz hapishaneye atarlar değil mi 6-7 kişilik koğuşlara atıyorlar. Ama büyük bir suç işlerseniz tek kişilik hücrelere atıyorlar. Amaç, iletişimsiz bırakmak. Çünkü iletişimsizlik en büyük cezadır. Bugün çocuklarımızı bu iletişimsizlik içerisine yönlendiriyoruz. “Üniversiteye giden çocuklarımızı yurtta arkadaşlarıyla kalamıyor, huzursuz oluyor” diyerek, 1+1 dairelere başvuruyoruz hemen. Burada müteahhitlere çok kızıyorum. Eskiden evler genişti tüm aile birlikte yaşanırdı. Şimdi 1+1’ler, küçük evler derken bahanelerle birlikte yalnızlık da çoğaldı. Tabii bu yalnızlık içerisinde gençler sosyal medyada bir dünya kuruyorlar kendilerine.

“BİZİ BU DURUMA GETİREN MERAK DUYGUSU”

Sosyal medyayı bu derece çekici kılan sebeplerden biri de merak duygusu olabilir mi?
Merak duygusu, bizi bu duruma getiren duygudur. Son zamanlarda “Stolk yapma” diye bir tabir ortaya çıktı. Normalde arkadaş olmayan insanlar birbirlerinin hayatlarını merak ettiklerinden dolayı açık veya gizliden birbirlerini takip ediyorlar. Hatta bu merak duygusundan dolayı Facebook’ta Twitter’da, Instagram’da “Profiline kimler baktı, Kim takip ediyor” diye uygulamalar çıktı. Tabi bu uygulamalar kesinlikle doğru değil tamamen sizin hesabınızı ortak kullanmak amacıyla açılmış uygulamalardır. Hiç bir doğruluğu yok. Ancak insanların merak gibi duygularını sömürüyorlar.

“CEBİMİZE KADAR SOKTU”

Özellikle sosyal medya evliliklerini çok duyar olduk. Sosyal medyaya olan bağlılık artık insanları bu mecra üzerinden eş seçer hale getirdi. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sosyal medya evlilikleri de ortaya çıkmış sıkıntılı bir durumdur. Sosyal medya üzerinden tanışan kişiler olmak istedikleri kişileri anlatıyorlar aslında. Evlendikten sonra da olmak istediği gibi olamayan çiftlerin sonu ne yazık ki boşanmayla sonuçlanıyor. Zaten evlilik müessesinde dürüst olmadığınızda çarpık bir durum ortaya çıkıyor. Sosyal medyada da bu çarpıklık çok daha fazla oluyor. Kur’an’da, zinaya yaklaşmayın deniliyor. Niye? Çünkü yaklaşırsan yaparsın. İşte sosyal medya bizi bunlara yaklaştırdı. Cebimize kadar soktu.

Sosyal medya aynı zamanda bir kültür ve benlik karmaşasını da beraberinde getiriyor. Özellikle gençler açısından bu karmaşayı nasıl önleyebiliriz?
Eğer gençlere ulaşmak istiyorsak bu mecraya girmemiz lazım. Biz bu mecrada ipleri elimize alamazsak art niyetli kişiler ele alacak. Ne yazık ki biz bu mecrayı hep geriden takip ediyoruz. Dünyadaki dengeler, güçler buna izin vermiyor. Zaten bu baş belası sistemi, sosyal medyayı kuranlarda onlar. Bu yaptıkları geliştirdikleri sözde bilimle bizim aile yapımızla, kültürümüzle oynuyorlar. Tabii bu saatten sonra düzeltmek istesek de düzelmez.

“GENÇLERİMİZLE OYNUYORLAR, BİZLER DE ONLARI BAŞKALARININ KUCAĞINA ATIYORUZ”

Şu an bir nesil kayıp, yeni nesile bakmak lazım. Tabii bunun için öncelikle sosyal medyayı yönetmemiz gerekiyor. İçeriği yönetebilirsek geldiğimiz bu noktayı kırabiliriz. Suçu gençlere atıp bu işten kurtulamayız. Geçenlerde bir yazı okumuştum; “Şu anki nesil çok kötü ve bir sonraki nesil daha da kötü olacak” diyordu. Söylediği tarih ise 1800’ler. Yani o zamanda bu sıkıntı varmış şimdi de bu sıkıntı var. Birileri gençlerimizle oynuyor biz de onları hep başkalarının kucağına atıyoruz. Bir devlet politikası ile bir dijital üretim merkezi şeklinde içerik üretim noktasında tüm bunları destekleyecek argümanlar hazırlamamız lazım. Bu bir oyunda, çizgi film veya dizi de olabilir. Eğer biz bu mecraları elimize almazsak başkaları boşlukları dolduracaktır.

Sosyal medya bağımlısı olarak nitelendirilen insanlar asosyal olarak tanımlanıyor. Ancak kullanıcıların birçoğu sosyal bir hayat sürdükleri üzerine paylaşım yapıyorlar. Sizce bu asosyal değerlendirmesi neden yapılıyor?
Kitabım için yaptığım bir anket sonucunda ortaya çıkan ve şaşırtan durumlardan biri de buydu. Aslında sosyal medyanın çıkış noktasının sebebi de bu. Normalde sosyal insanlara, sosyal medya dar ve küçük gelir. Sosyal insanlar yüz yüze iletişimi severler. Geldiğimiz noktada insanlar sosyal medyayı “Bak ben çok sosyalim” demek için kullanıyorlar. İlk çıkış noktası “asosyal insanlar için sosyalleşme” olan sosyal medya evrilerek çok sosyal ve değerli bir insan olduğunu gösterme yolu haline geldi. Artık ne kadar sosyal olduysak bir o kadar da sosyal medya kullanıcısı olduk.

Sosyal medya aynı zamanda bir ticaret merkezi olarak değerlendiriliyor. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
İnstagram ticaret konusunda ciddi bir mecraya olmaya başladı ve kullanıcısı da baya artmış durumda. İnstagram tamamen insanların gözüne hitap ediyor. Yazı çok daha arka planda kalıyor ve çok basit bir sisteme sahip. Zaten sosyal medyanın ortak noktası her kesime, her yaş kitlesine hitap ediyor olmasıdır. İnsanlarımızın içinden bir ticaret canavarı çıktı adeta. Ticaret yapmayı kolaylaştıran Instagram özellikle ev hanımları için iyi bir para kazanma alanı oldu. Ciddi şekilde insanlar satış yapmaya başladı. Bence ticaret ve para kazanma açısından imkân sağlayan bir alan oldu. Yeter ki insanlar oradan ahlakı ile para kazansınlar. Bu nedenle ticaret kısmını kesinlikle destekliyorum ve elinde imkânı olan herkes yapsın derim.

“Twitter, en güvenilmez sosyal medya mecrası”

Sizce en güvensiz sosyal medya mecrası hangisi?
En güvensiz mecra Twitter. Twitter’da 4-5 tane farklı grup var. FETÖ’cüler, PKK’lılar, laikçiler, AKP’liler, bir de takip edeni takip ederim diyenler var. Takip edeni takip ederimcilerin hangi mantıkla hareket ettiklerini ben de çözemedim. Ama diğerler grupların belirli amaçları var. En fazla sahte hesap olan mecra Twitter’dır. Twitter’da 142 karaktere sığdırmaya çalışıyorsunuz anlatmak istediklerinizi. 142 karakterle neyi anlatabilirsiniz ki. Bir şey anlatma, bir şey konuşma gibi bir algı bu mecradan tamamen ayrıldı artık. İnsanlar sosyal medyaya gerektiğinden fazla değer veriyor. Sosyal medya ekranının yüzü soğuktur. Normalde yüz yüze ya da telefondan konuştuğunuzda ses tonuyla ya da jest ve mimiklerinizle kendinizi gayet iyi ifade edersiniz. Ancak sosyal medyada bu mümkün değil…

 


“Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 
 
Gönder
Facebook'da Beğen