Domuzdan post, gavurdan dost olmaz

Domuzdan post, gavurdan dost olmaz

Muzaffer Doğan

Gâvur, Türkçe’de, Müslüman olmayan kimseleri belirtmek için kullanılan bir sıfat. Osmanlı Devleti döneminde, Farsça "gebr" kelimesinden dilimize girmiş ve gayrimüslimleri, özellikle de Rumları nitelemek için kullanılmıştır.

1856 senesinde Osmanlı Devleti'nde ilân edilen ve Devlet bünyesinde yaşayan, hangi dinden olursa olsun, herkesin birbiriyle eşit haklara sahip olmasını öngören Islahat Fermânı ile, "gâvur" kelimesinin de içinde bulunduğu pek çok kelime yasaklanmıştır.

Gâvur kelimesi Farsça'dan ilk alındığında aşağılamak ve hor görmek için kullanılırken, toplumda hızla yayılmış ve Arapça "kâfir" kelimesi ile eşanlamlı olarak kullanılmaya başlanmış, hakâret maksadı güden mânâsını da, büyük ölçüde muhafaza etmiştir. Günümüzde de yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

Bâzı atasözlerimiz ve deyimlerimizde de yer alır gavur kelimesi:

"Gavur, gavurluğunu yapar", "Bugün pazar, gavurlar azar", "Acemi nalbant, nal çakmayı gevur eşşeğinde öğrenir", "Gâvurun ekmeğini yiyen, gavurun kılıcını kuşanır", "Gavurdan dost olmaz", "Gâvur eziyeti", " Gâvur icadı", "Gâvur inadı", "Gavur ölüsü", "Gavur dölü" gibi... Anadolu'da "Urum gevuru", "Urus gevuru", "Ermeni gevuru", “Yonan gevuru", "Bulgar gevuru", "Yahudi gevuru" şeklinde kullanışlara da rastlanır.

Gavur (gevur), Frenk, kefere gibi kelimeleri, Anadolu Müslüman’ı "düşman"la aynı mânâda kullanır. Bilir ki, gâvurdan (gayrimüslimden) dost olmaz. Bu şuuru, Kur'an'dan almıştır. Mâide Sûresi'nin 51.âyetinde, meâlen şöyle buyurulur:

"Ey iman edenler, Yahudi ve Nâsârayı (Hıristiyanları) dost edinmeyin. Onlar, birbirlerinin dostudurlar. Sizden her kim onları dost edinirse, o onlardandır."

İnsan, düşmansız olmaz. Fert olarak, önce "nefs" isimli bir düşmanımız var. Bizi hep kündeye getirmeye çalışan, uçuruma atmak isteyen, yoldan çıkarmak, saptırmak isteyen. Sonra "şeytan" var. Nefsle elele verip, tuzağa düşürmek, Allah'a ve Allah'ın yoluna düşman etmek isteyen... Sonra, nefsinin esiri, şeytanın askeri olmuş insanlardan oluşan düşmanlarımız... Müslüman, bütün bu düşmanlarla savaşmak durumundadır.

İnsanlık tarihi göstermiştir ki, Müslüman’ın, gerçek mânâda, Müslüman’dan başka dostu yoktur, olmamıştır. "Dost gibi" görünen düşman olmuştur ama, Müslümanlara kâfirden, gâvurdan, Frenk’ten, tarihin hiçbir döneminde gerçek dost olmamıştır.

Günümüzde de "dost görünüşlü" düşman vardır ama, gerçek dost yoktur. Olması da muhaldir. Kâfirden dostluk beklemek gaflettir, dalâlettir, ahmaklıktır.

Mısır'da, Libya'da, Irak'da, Suriye'de olup bitenler de göstermiştir ki, gâvurdan dost olmaz. Her şey zıddıyla vardır. Her şey zıddıyla bilinir. Müslüman var, kâfir var. Dost var, düşman var. "Ez-zıddan lâ yectemian" şeklinde, Arapça bir söz var! Türkçesi, "zıdlar, birarada bulunamaz." Doğrudur. Bal ile zehiri karıştırıp da yiyebilir miyiz? Mümkün mü? Asla! Gavurdan da dostluk beklen(e)mez. Karac'oğlan, yüzyıllarca evvelinden şöyle sesleniyor:

Akılları yoktur, küfre uyarlar,

İmanları yoktur, cana kıyarlar,

Başlarına siyah şapka giyerler,

Beyleri var, bizi beye benzemez.


“Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 
 
Gönder
Facebook'da Beğen