Doğu ve Batı

Doğu ve Batı

* Doğu: İslam Alemi - Batı: Avrupa olarak adlandırılmıştı. 

Kelimeler çok şey anlatırlar; gören gözlere, işiten kulaklara ve tefekkür eden zihinlere …

Sanmayasınız ki gelişi güzel şekillenmiş olsun bu lisan.

O ulular kelimelere adeta ruh üflemişlerdir,fikir dünyalarından.

Bu sebeptendir ki lisanımızın hamurunu yoğuranlar güneşin doğduğu yöne Doğu , battığı yöne ise Batı demişler.

Çünkü güneş hayat demek, bereket demek, güzellik demek.

Güneşin doğduğu diyarlar medeniyetler kurup, gönül ehilleri yetiştirirken,

Güneşin battığı diyarlar zillet içinde, kan dökmeye programlı nesiller yetiştirmekle meşguldü.

Güneşin doğduğu diyarların insanları fikirler üretirken,

Güneşin battığı diyarların insanları fikir beyan edenlerin hatta fikirlerin celladı oluyorlardı.

Doğu'da ‘’hiç düşünmez misiniz’’ telkini ile, tefekkürü kendine farz edinenler yaşarken,

Batıda ise bu ilahi emre isyan edenler yaşardı.

Doğu, gönül tuvallerine sevgi ve hoşgörü boyaları çalıyor iken,

Batı ise karalar çalıyordu gönüllere ve dahi zihinlere…

Asırlar geçti ve kimi gafiller  güneş artık Batı’dan doğuyor der oldu, Güneşi doğudan doğuranı unutup.

Halbuki;

Doğu hala kendisine koşana kucak açan, düşene yardım elini uzatan,

Batı ise hala kendisine koşana çelme takan.

Doğu hala gönüllerden gönüllere köprüler inşa eden,

Batı ise hala duvarlar ören.

Doğu sencil olanların yaşadığı diyarlar iken,

Batı hala benciller diyarı.

Doğu  annelerin ayaklarının altına cennetin serildiği diyarların adıdır,

Batı  ise ‘’anne’’ kavramının mefhumunun cenazesi kılınmış sadece lafzının yaşar kaldığı diyarların adıdır.

Doğu emrolunduğu gibi dosdoğru yaşayanların diyarıdır,

Batı ise esfel-i safilinlerin diyarı.

Doğu ak sakallıların ve de yağız delikanlıların binlerce kilometre uzaktan da olsa aynı kubbenin altında, aynı kıbleye yönelen aynı Rabbe el açanların diyarıdır.

Batı ise kula kulluk eden putperestlerin diyarı.

Doğu meleklerle saf tutanların yaşadığı toprakların adıdır,

iblis ile yatıp kalkanların değil.

Doğu şairlerin diyarıdır;

maşukunun kirpiklerini ok kaşlarını yay bilen şairlerin diyarıdır.

Doğu Leyla’sına kavuşamayan Mecnun’ların,

Şirin’ine kavuşamayan Ferhat’ların diyarıdır.

Doğu kimi zaman Alp Arslan’dır;

 Anadolu'nun kapısını Orta Asya'nın yiğitlerine ve de gönül erbablarına aralayıp Doğu'nun güneşinin bu toprakların üzerine de doğmasına vesile olan.

Kimi zaman da Selahaddin-i Eyyubi’dir kudüs önlerinde…

Doğu kah ‘’O ne güzel kumandandır’’ hadisini kendine ülkü edinmiş Sultan Muhammed Fatih Han'dır,

kah ise İslam sancağını Viyana önlerinde dalgalandıran Sultan Süleyman-ı evvel…

Ve ben...

İşte ben, O toprakların  evladıyım,

güneşin doğduğu toprakların evladıyım.

İlim, irfan , zerafet yurdu Doğu’nun evladıyım, zillet yurdunun değil.

 Lafza değil, mefhuma ehemmiyet veren diyarların evladıyım.

Ten renklerine göre insanları sınıflandıranların değil,

‘’mü’minler ancak kardeştir’’ diyenlerin yaşadığı toprakların evladıyım.!

Ve ben;

Alp Arslan kadar Türk !

Selahaddin-i Eyyubi kadar kürdüm !

Türk'ümle,Kürd'ümle şanlı bir mazinin bugünü ve de yarınıyım.

Selam olsun Şark'ın merhametli ve de yiğit evlatlarına...!

Mahmud GÜR



Facebook'da Beğen