Elijah Muhammed’in Cemaati ve Malcolm X

Elijah Muhammed’in Cemaati ve Malcolm X

“İslam Milleti” cemaatini belki pek duymadık ama Malcolm X ismini bilmeyen yoktur. Bizim gözümüzde o bir kahramandır, o bir devrimcidir, o bir örnek insandır, o bir şehittir inşaallah. Ancak hayat hikayesini ciddi bir şekilde incelemekte fayda var. Zira Malcolm X’i şehadete  götüren, içinde bulunduğu İslam Milleti Cemaati’ne karşı yaptığı başkaldırışıdır.

Elijah Muhammed,  Wallace D. Fard’ı Tanrı mertebesine yükselttiği andan itibaren (haşa) kendisi de peygamber konumuna geldi. Malcolm da Elijah Muhammed’in en güvenilir adamlarından birisiydi hatta birincisiydi. Elijah’ın eleştirilmesine karşı bile çok sert bir tutumu vardı. İslam Milletinin genel politikası siyahların üstün ırk olduğu şeklindeydi. Bu da İslam Milleti Cemaatinin aslında ırkçı bir cemaat/birliktelik olduğunu ortaya koyuyordu. “Arayışlarla Dolu Bir Hayat” adlı kitapta şu cümle oldukça dikkat çekicidir.  “Bizim gözümüzde Müslüman demek, siyah adamın yararına çalışan kimse demektir, haftanın yedi günü Baptist Kilisesine gitse bile.” Bilmem sizi şaşırttı mı bu cümle? Bana retorik olarak değil, tam aksine pratikte birkaç yerden tanıdık geldi. Bu cümle tam da cemaat taassubu dediğimiz şeyi anlatıyor. Herhangi bir cemaat… Cemaat çıkarlarını her şeyin önüne koyan, bir nevi o duruma iman eden bir cemaat… Kuran’a iman ettikten sonra, cemaatini önceleyen bir anlayış.

Malcolm’un herhangi bir mesleği yoktu. Cami vaizliği karşılığında cemaat, Malcolm’un geçimi için ona belli bir ücret veriyordu, kalması için bir ev tahsis etmişti. Belki de bu nedenle ilk başlarda kulağına gelen “sapkın cemaat” uyarılarını görmezden geliyordu. Ya da daha önemlisi din diye gözünü açtığında ilk gördüğü şey İslam Milleti Cemaati’nin genel öğretileriydi.

Öğrendiği İslam’ın yanlış İslam olabileceği aklına bile gelmiyordu.  Elijah’ın yönettiği milyon dolarlar, gayri meşru ilişkiler yumağı ve daha nice yanlışlar. Bütün bu duyumlar elbette nice cemaat üyesine ve Malcolm’a geliyordu. Ancak gerçeği sorgulamak kimsenin ilgi alanına girmiyordu. Bu tür sorgulamaların, hakikatin peşinde koşmaların gerçekleşmesi için bir kıvılcım gerekiyordu. O kıvılcım Malcolm’un Cami vaizliğinden geçici olarak uzaklaştırılması ile başlayacaktı. Cemaatle olan bağı tamamen koptuktan ve geri dönülmez bir noktaya geldikten sonra gerçek İslamla tanıştı. İkinci kez yaptığı Ortadoğu seyahatinde ve Hac vazifesini ifa ettiği esnada farklı ve doğru kaynaklardan İslam’ı öğrendi. Artık İslam diye bildiği şeyin İslam Milleti Cemaati olmadığını öğrenmişti. Gerçek İslam’ı anlattığı bir konuşmasında da şehit edildi.

Kuran ve Sünnet’in ikinci planda kalmaması koşuluyla –ki pek çok örneği hali hazırda mevcut- bir cemaat ya da bir tarikat üyesi olmakta sayısız fayda var.  Ancak bu durum  imamı, lideri  ya da o topluluğun genel görüşlerini sorgulamamıza engel değil. Biz Allah’a, kitabına ve peygamberine iman ediyoruz. Ölçümüz Kuran ve Hz. Peygamber’in sünneti.  Sahabenin Hz. Peygamber’e rahatlıkla soru sorduğu, sadece Hz. Peygamber’in örnek alındığı bir İslam anlayışından; cemaat, tarikat liderinin kayıtsız şartsız takip ve taklit edildiği bir zamana geldik.  Aslında bu sorgulamayı yapmaktaki tek engel menfaatlerimizdir, kendi putlarımızdır.  Bu sorgulamayı bugün yapmazsak, yarın menfaatimizin bittiği gün yapacağız zaten. İlki kadar değerli olmasa da… İlkini kısmi olarak Malcolm yapmıştı, ikincisini Elijah’ın ölümünden sonra oğlu Wallace Muhammed yaptı. Ancak bizim gönlümüzdeki isim hep Malcolm X oldu.



Facebook'da Beğen