Sadece Mahmut Hoca mı öldü?


Ünlü sanatçı Münir Özkul’u geçtiğimiz cuma günü kaybettik.

Münir Özkul ölünce fark ettim ki bizler Münir Özkul’u tanımıyoruz, hiç tanımamışız. Mahmut Hoca’yı ve Yaşar Usta’yı ve Turşucu Kazım’ı ise Yeşilçam’dan tanıyoruz.

Tahsil hayatı pek (daha doğrusu hiç) parlak olmayan, zaman zaman şöhretin beraberinde getirdiği yanlışların ve ağılığın altında haddinden fazla ezilen ve uzunca sayılabilecek bir dönem ortadan kaybolan; yine uzunca ve zorlu bir muhasebenin ardından tekrar gün yüzüne çıkan herkesin sevip takdir ettiği gerçek Münir Özkul’u kaçımız gerçekten biliyor?

Cenazesinde “Yaşar Usta” ve “Mahmut Hoca” diye sloganlar atıldı. Haberlere bakınca “Münir Özkul sadece Yaşar Usta ve Mahmut Hoca’dan mı ibaretti?” diye kendi kendime sormadan edemedim.

Elbette bu iki karakter de önemli ve değerli. Fakat Özkul’un katkıda bulunduğu onlarca-yüzlerce eserden yalnızca iki karakter. Özkul’un tiyatroculuğu ile alakalı slogan da pek duymadık. Ortaoyunu ve birkaç saniye ile geçiştirilen sembol olan “kavuk” ile ilgili pek bir şey söylenmedi. ‘Tuluat’ diye bir şeyden gerektiği kadar bahseden oldu mu?

Oyuncunun sahnede irticalen içinden geldiği gibi oyunun/hikâyenin seyrine göre uydurup söylediği tarzı kaç kişi biliyor? (İsteyen bu yazıyı okuduktan sonra “Tuluat tiyatrosu” ve “Tuluat sanatçıları” ile alakalı azıcık bir araştırma yapabilir. Böylece büyük bir zekâ, birikim ve hazır cevaplık isteyen bu tarz hakkında bilgi edinebilir)

Batı medeniyeti ve kültürünü sergileyelim derken bize has medeniyet ve kültürümüze ne denli yabancılaştığımızı da rahatlıkla görmüş olduk.

Münir Özkul’un “İbiş” karakterini yeni nesil bilir mi?

Yitirdiğimiz değerlerin ve insanımızın sadece Yeşilçam ile anılması da ayrı bir garabet.

Yine “tiyatro” deyince William Shakespeare’in- Romeo ve Juliet ile Macbeth’i veya Samuel Beckett’in  Godot’yu Beklerken’i ve benzerlerinin anlaşılması da bir o kadar üzücü.

Hacivat-Karagöz, Meddah, Kavuklu-Pişekâr, ortaoyunu ve tuluatların esamesinin okunmadığı bir sanat anlayışı ne büyük bir tezat.

Bir soru daha: Kariyeri boyunca 200'den fazla filmde rol alan Özkul Altın Portakal’da “En iyi erkek oyuncu” ödülünü hangi filmdeki oyunu ile almıştı?

İnsanların gündelik hayatının yanı sıra kültürüne katkıda bulunan şahsiyetler ölümlerinin ardından da yaşamaya devam eder. Büyük sanatçı olmak lafla olmaz zaten. Bugün “büyük” gibi görünen/gösterilen bazıları belli bir süre gündemde kalsalar da Anadolu insanın gönlünde yer etmemişlerse bir süre sonra unutulup giderler.  Gerçek manada her şeyleriyle örneklik teşkil edenler kimsenin yüceltmesine ihtiyaç duymadan zamanla abideleşirler.

Yıllar sonra da anılacak olan Münir Özkul’u şu birkaç satırda her yönüyle anlatmak imkânsız. Galiba en doğrusu Münir Özkul’un çok bilinmeyen fırtınalı hayatını (özellikle farklı dönemlerde yapılan mülakatları) baştan sona araştırıp okumanızı tavsiye etmek.

Bir de iyi haber aldım: Hepimizin canını sıkan/yakan sahipli veya sahipsiz hayvanlara işkence yapan, öldürenlere hapis cezası öngören kanun tasarısı hazırlanıyormuş. Umarım pek çok kişinin uzun zamandır beklediği bu kanun yakın zamanda meclisten de geçer.



“Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 
 
Gönder

Facebook'da Beğen