Dünya “darbeler fayın”da bir huzur adası olmak…


Tarihte bilinen ilk darbeci Kral Sargon’dan (MÖ 2350) bu yana, dünyada sayısını tespit etmekten aciz kalacağımız bilinen-bilinmeyen, başarılı-başarısız nice iktidar gaspı ya da gasp teşebbüsü yaşandı.

Bu noktada gerçekçi olmak ve iktidar gaspına uzaktan, dünya ölçeğinde ve tarihsel zemininde bakmak gerekir. Peki, ama bu neden önemlidir?

En başta ifade edeyim, “hikmet-i devlet” meseleler vardır. Yani, devletin varlığı ile birlikte ortaya çıkan ve o var olduğu müddetçe de birlikte yaşayacak toplumsal-politik meselelerden biri de, iktidarın gayrimeşru olarak ele geçirilmek istenmesidir.

Bu, anti-modernliğin, modernlikle ortaya çıkması gibi bir şeydir aslında. Modernlik ortaya çıkmasaydı, anti-modern akımları ortaya çıkaracak koşullar da olmayacaktı.

Buradan hareket ederek, şu noktaya ulaşmak elbette mümkündür: Bir iktidarın uyuması/uyuşması sonucu olduğu gibi, onu şaşı bakmaya zorlayanların da sebep olduğu görünmez alanlarda, kendi muhalif duygularının tohumlarını “yeşermeye” bırakan zümreler hep var olagelmiştir.

Tabir yerindeyse, iktidar karşıtları, en önemli dönüştürme aracı olarak “iktidarları” görmeye başladığından beri adeta Kwame Nkrumah’ın, “Önce siyaset krallığının peşine düşülmeli.” sözünü, kendilerine motto yapmış görünüyorlar.

Özellikle son 50 yılda Türkiye’nin bu denli darbe yaşamasının sebebini, dünyaya biraz da uydu fotoğrafından bakarak açıklayabiliriz. Jonathan Powell ve Clayton Thyne bizim için bu çabayı göstermişler ve çok ilginç bir harita ortaya çıkarmışlar. Son elli yılda dünyada yaşanan darbe ve darbe girişimlerinin toplam sayısı 475’tir. Bunlardan 236’sı ise amacını gerçekleştirmiş girişimlerdir.

Bu genel sayılardan çıkarak bizi ilgilendiren noktaya gelmek istiyorum. Dünya haritası üzerinde sembolize edilen bu girişimlere baktığınızda Türkiye’nin, sadece bir deprem fayı kuşağında değil aynı zamanda bir “darbe fayı kuşağı”nda olduğunu da maalesef görebiliyorsunuz.

Bu denli hareketli bir fayın, Türkiye’yi de içine alan bölgede ve Ekvator’un güneyinde olması birçok şeyi izah ediyor aslında. Son 50 yılda Avrupa’da tek bir darbe teşebbüsünün bile olmaması ve yukarıda bahsettiğim sayıların sadece 10’unun kuzey yarım kürede olması asla bir tesadüfle izah edilemez.

Adeta Jacop Moreno’nun “Sosyometri Haritası” gibi matriksi deşifre ederek, bütün itme ve çekme eğilimlerinin açık fotoğrafını veren bu tabloda, birçok sorumuzun cevabı saklıdır ve zihinlerde soyut/batını bilgilerin verilerle berraklaşmasıdır.

Batı zihniyetinin “dai”leriyle zihinleri, “fedai”leriyle de coğrafyaları parçalanmış bu fay, ne yazık ki aktifliğini hâlâ devam ettirmektedir; odunu da yine kendi insanları tarafından atılmaktadır.

Bu aktif fay üzerinde duran Türkiye’de, son elli yılda çok büyük şoklarla sallandı. En sonuncusu, fayı aktif tutmaya çalışan “Siyonist Üst Akıl” tarafından kukla olarak kullanılan FETÖ maşası/çetesi tarafından yaklaşık bir yıl önce ortaya konmaya çalışıldı.

Hamdolsun Türkiye, milletinin cesareti ve liderinin basireti ile bu şoku bertaraf etti. Elbette sosyolojik dokumuzdaki ihanetin etkisinin rehabilite edilmesi zaman alacaktır. Fakat bu, “aktif fay”da yaşamanın kolay olmadığını bilen bu millete de, dünyaya örnek olacak kadar büyük bir tecrübe bırakmıştır. 

Bu coğrafyada var olmak isteyen iktidarların, en önemli amacının “muktedir” olmak olduğunu ve tüm sorumluluk alanlarında “kör-nokta” bırakmamak üzere organize olmaları gerektiğini gayet iyi bilmesi gerekir.

Bu hareketli fay üzerinde (bırakın ötesini) tereddüt yaşayan bir iktidarın, dolayısıyla da bir liderin yaşama şansı neredeyse yok gibi. 50 yılda yaklaşık 250 iktidarı devirmiş olan “dünya darbe fayı”nda bu ülkenin iktidarları, gün dönünceye kadar hep uyanık kalmak ve güçlü olmak zorunda; bu gerçeği ıskalamadan yaşarsak, onu alt etme gücümüz elbette vardır.

Coğrafyadan siyaset sosyolojisine bir iktibas yapma imkânımız varsa eğer şu bize ilham verebilir mi? Japonya hareketli bir fay üzerinde ve onunla yaşamayı öğrenerek dünyanın en güçlü ülkelerinden biri olmayı başarmadı mı? Bu başarı, Türkiye tarafından bir “dünya darbe fayın”da neden başarılamasın. Elbette bir “huzur adası” olmak mümkündür ve işaretleri de çok güçlüdür.

Selametle…



“Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 
 
Gönder

Facebook'da Beğen