Altın Portakal gümüşe çalarken...


Altın Portakal’da ulusal yarışma kaldırıldı, malum. Meslek örgütlerinin çoğu ve sinemacıların da ciddi kısmı festivali boykot etti. Ben de sinemacı kimliğimle boykot ederken, gazeteci kimliğimle takip ettim.

Tahmin edileceği üzere festival geçmiş senelere göre sönük geçti. Uluslararası kategorinin gösterişli olması için özellikle Hollywood’dan getirilen isimler bir nebze ses getirse de hedefe ulaşıldığını zannetmiyorum. 

Zaten bir festivalin esas amacı da sükse olmamalı... Daha doğrusu Altın Portakal’ın sinema geleceğimizde kapladığı yere bakınca hedefimiz bu olmamalı...

Antalya’nın turizm cazibesinin de etkisiyle Altın Portakal’a ilgi çekilmesi işten bile değil elbet. Ancak sinema içeriği ve etkileşimi sadece bununla olmaz.

Antalya Film Forum, sinema etkileşimi dediğimiz şeyin hasıl olabilmesi için başarılı bir yolda ilerliyor. Dünyanın dört bir yanından gelen yapımcı, yönetmen ve senaristler birbirlerine projelerini anlattı. Sinema dünyasının Türkiye hakkında bilgi sahibi olması ve uluslararası ortaklıklar konusunda güzel bir ortam oluştu. Forumdan destek almaya hak kazanan projelere şimdiden başarılar dileyelim.

Ödül töreni de festivalin genel manzarasına yakın derecede sönük geçti. Daha iyi olabilirdi. Ulusal yarışmanın kaldırılması ve boykot salonda etkisini gösteriyordu.

Ödül gecesinde dikkat çeken hususlar vardı elbet...

Yaşam boyu onur ödülü verilen Matt Dilon’un Türkiye’nin Suriyelilere karşı tutumunu övmesi ve dünyaya örnek teşkil ettiğini söylemesi güzeldi.

Dünyanın dört bir yanından gelip sahneye çıkan isimlerin de Türkiye ve festivale yönelik övücü söylemleri not edildi.

Ve alışageldiğimiz üzere Altın Portakal sahnesinde politik söylem, eylem, protesto gibi itici manzaraların yaşanmaması da bir yenilik. Belki de festival komitesinin en rahat töreniydi. Baş ağrımadan tamamlandı. 

Eğer maksat bu baş ağrısından kurtulmak idiyse başarıldı. 

Fekat bundan daha önemli bir mesele olarak sinemacılarımız açısından üretim ve bereket mecralarından biri bitmiş oldu. 

Temennim ve beklentim o ki seneye ulusal yarışma yeni bir format ile geri gelsin. 

Bazı sinema kliklerinin ve üslubuna ideoloji bulaştırmış muhterislerin ekmeğine yağ sürmeyecek formüllerle yeni adımlar gerekir.



“Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 
 
Gönder

Facebook'da Beğen