Ailede Muhammedî Muhabbet-2


Kıymetli okuyucum.

İslâm’ın bir hayat nizamı olarak insanlara gönderildiği çağda, kadını da ilahi vahyin muhatabı olarak görmesi ve sayısız ayetlerle bu değeri perçinlemesi dikkat çekiciydi.

Gelen vahiyleri destekleyen tavır ve davranışlarıyla hem kız çocuklarına hem de kadınlara önem veren Peygamber Efendimiz (sav), gösterdiği çaba ve gayretleriyle “cinsiyet ayrımı”nın doğru olmadığı hususunda insanların zihinlerinde bir bilinç oluşturmaya muvaffak olmuştu. Kendi kızlarına şefkat, nezaket ve muhabbet dolu davranışları yanında, Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi: Kadın, güzel koku ve gözümün nuru namaz.” ifadesi bile o dönem için başlı başına bir inkılaptı… Çünkü bu hadis-i şerifte kadın, insanı farklı âlemlere götüren güzel koku; ve kişiyi Allah ile buluşturan namaz ile birlikte zikrediliyordu. Demek ki kadın, insanı Allah’tan alıkoyan değil, belki ona Allah’a kulluk yolculuğunda yardımcı olan önemli bir destek unsuruydu. Nitekim Sevgili Peygamberimizin, kendisine gelen vahyi ilk paylaştığı kişi de yine bir kadındı…Her zaman ve her hususta kendisini destekleyen eşi Hz. Hatice (r.anha) annemiz…

Muhammedî Muhabbet’in hüküm sürdüğü aile hayatına bakalım, Son Nebî’nin… Kurduğu yuvasında ilk eşi Hz. Hatice ile birlikte 25 yıl kadar mutlu bir evlilik hayatı süren Sevgili Peygamberimiz (sav), onun vefatından sonra bir süre yalnız yaşamış ve sonra yine bir dul hanım olan Hz. Sevde (r.anha) annemizle ikinci evliliğini yapmıştı. Daha sonra Medine döneminde, Nebiyy-i Muhterem (sav) Efendimiz, eşleri vasıtasıyla insanlara ve özellikle de kadınlara İslam dininin güzelliklerini ve özelliklerini anlatma imkânına sahip olmuştu.

O’nu bizlere bir eş ve hayat arkadaşı olarak anlatan ve tanımamıza imkân sağlayan ve ayet-i kerime ile kendilerine “Ezvâc-ı Tâhirât” denilen bu değerli hanımefendilerin aktardığı bilgiler çerçevesinde, Sevgili Peygamberimizin aile hayatından günümüze yansıyan mesajları tespit etmek üzere, gelin geçmiş günlere dönelim…

“Vefâsıyla da en güzel örnek…”

Resûl-i Kibriyâ (sav) Efendimiz, ilk eşi Hz. Hatice (ra) annemizi, vefatından sonra sık sık hayırla anmış ve onu sitayiş dolu sözlerle yâd etmiştir. Hatta onun hatırasına karşı gösterdiği derin saygı, Hz. Aişe’nin dikkatini çekmiş ve onu bu kadar anmasındaki sebebi öğrenmek istemişti. Sevgili Peygamberimizden aldığı cevap anlamlıydı:

“Allah bana ondan daha hayırlısını vermemiştir. Çünkü insanlar benim peygamberliğimi inkâr ederken, önce o bana inandı. Herkes beni yalanlarken önce o beni tasdik etti. Çevremdekiler benden mallarını esirgerken, o benim için bütün malını feda etti. Ayrıca o, çocuklarımın da annesiydi… Doğrusu ben onun sevgisiyle rızıklandırıldım!..”

Bu sevgi öylesine saf, öylesine katıksız ve öylesine kuşatıcıydı ki, vefatının üzerinden yıllar geçse de vefâkârlığın zirvesindeki Sevgili Peygamberimiz, daima Hz. Hatice’den bahsetmiştir. Dolayısıyla tarih boyunca nikâh merasimlerinde yapılan duada, “Allah’ım! Nikâhları kıyılan şu gençlere, Hz. Muhammed (sav) ile Hz. Hatice (r.anha) arasındaki muhabbetin ve ülfetin bir benzerini nasip eyle.” diyerek onların isimlerine yer verilmesi boşuna değildir.

Sevgili Peygamberimizin, eşi Hz. Hatice’ye karşı gönlünde taşıdığı vefasının nice örnekleri vardır. Önümüzdeki hafta bu hatıralardan birini sizlerle paylaşmak üzere, huzur, saadet ve muhabbetle dolu bir aile hayatı temennisiyle…



“Küfür, hakaret, rencide edici ve büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmayacaktır."

 
 
Gönder

Facebook'da Beğen