Bir maske olarak laiklik!


15 Temmuz gecesi ‘salalara’ karşı takınılan tavır sonrasında bu ülkede laiklikten sadece İslam karşıtlığı çıkarımı yapabilen bir kitlenin varlığına da şahit oluyoruz.

 

İstanbul'da Milli Eğitim İl Müdürlüğü önüne önce Eğitim-İş Sendikası’na bağlı yaklaşık 300 öğretmen geldi. Öğretmenler sık sık hükümet aleyhine, 'Laik, bilimsel eğitim’, Aydınlık Türkiye, şeriata geçit yok’ diye slogan attı. (Eylül-2014)

Yer, Kadıköy. Birleşik Haziran Hareketi (BHH) üyeleri, 43 ilde yaptıkları ‘Laik ve bilimsel eğitim için ayaktayız’ eylemleriyle AKP’nin eğitim politikalarını protesto etti. (2015)

28 Mayıs Cumartesi günü, Ankara’da 13.00’da Kolej Meydanı’nda, İstanbul’da 15.00’da Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda… yüzbinler  “Laik Eğitim, Laik Yaşam Ve İş Güvencemizden Vazgeçmeyeceğiz!’diyerek eylemlerde buluştu.(2016)

Yukarıda sadece son üç yıla dair laiklik adına bazı eylemlerin örneklerini paylaşsak da son on beş yıldır her yıl protesto eylemlerinde kullanılan bir kelime; laiklik. Eğitimden ekonomiye, ekonomiden kültüre, kültürden turizme kadar ülkenin durumunu beğenmeyen grupların protesto aracı olarak bu kelimeyi dillerine pelesenk etmeleri bu grupların laikliği artık bir araç olarak kullandıklarını gösteriyor.

Ülkemizin DEAŞ terörüne karşı yurt içinde ve dışında verdiği şehitleri ve amansız mücadeleyi görmeyecek kadar zihni bulanık olanların şu an üniversitelerde, mahalle kahvelerinde ve toplu ulaşım araçlarında laiklik adına devlet ve hükümet düşmanlığını kendilerince gizleyerek provokatörlük yaptıklarına şahit oluyoruz.

‘Gericilere, yobazlara, başkanlık sevdalılarına karşı ‘Gençlik laiklik istiyor’ eylemini yapanların ‘Reina’ saldırısını fırsat bilerek gizlemeye çalıştıkları din düşmanlığını farklı maskelerde yeniden kullandıklarını görebiliyoruz. Oysa 15 Temmuz gecesi ‘salalara’ karşı takınılan tavır sonrasında bu ülkede laiklikten sadece İslam karşıtlığı çıkarımı yapabilen bir kitlenin varlığına da şahit oluyoruz.

Şu günlerde DEAŞ saldırısını bahane ederek kendilerince laikliği savundukları algısını yaymaya çalışan kitlenin asıl hedefinin ülkemizin önüne gelmesi planlanan referandum sürecini akamete uğratmak olduğu aşikâr. Yılbaşında yaşanan katliam üzerinden yaşam tarzı tartışmalarının belli bir kanaldan gündeme getirildiği ve ülkenin toplumsal olarak çatışmaya itilmek istendiğine ise artık şüphe yok.

Son olarak Eğe Üniversitesi’nde, Eskişehir ve Samsun’da Öğrenci Kolektifleri’nin ve Halk Evleri’nin ülke gençlerine eylem çağrıları yapmaları, planlı olarak bir elin bazı gelişmeleri yönlendirdiğini gösteriyor. Devletin savcısını katleden bir teröristi laiklik üzerinden kutsayanlar bugün ülkesinin sözde iyiliği için gençliği sokağa davet ediyor. Atatürk’ün ismi ve ilkeleri bugün PKK’lı, DHKP/C’li ve FETÖ’cü isimler tarafından eylemlerine ve devlete karşı düşmanlıklarına birer maske olarak kullanılıyor.

 

 



Facebook'da Beğen